Finans, Muhasebe, Vergi...
Şirket Haberleri

Koç Sektörel Odaklanma Yolunda

 Koç Holding kárının yüzde 90’larını oluşturan enerji, dayanıklı tüketim, finansal hizmetler ve otomotiv sektörlerine odaklanırken, gıda perakendeciliğinden de çıkmaya karar verdi.

Migros’ta yüzde 52 ve Ramstore’ların sahibi Ramenka’da yüzde 50’lik hisselerini satacaklarını açıklayan Koç Holding CEO’su Bülent Bulgurlu, 6-9 ay arasında bu işlemi tamamlamayı planladıklarını belirtti.

        
STRATEJİK planını yeniden gözden geçiren Koç Holding, dört ana sektöre odaklanmaya karar verirken, 1975 yılından bu yana bünyesinde bulunan Migros’tan da çıkmaya hazırlanıyor. Koç Holding CEO’su Bülent Bulgurlu, enerji, dayanıklı tüketim, otomotiv ve finansal hizmetlere odaklı bir büyüme stratejisi izleyeceklerini açıklarken, gıda perakendeciliğinden çıkacaklarını bildirdi. Holdingten dün sabah İMKB’ye Migros’un satış dahil her türlü stratejik alternatifi değerlendirmek üzere JP Morgan’a yetki verildiği bildirilirken Bulgurlu, dün bir toplantı düzenleyerek Migros’taki yüzde 52 hisseye ilişkin, yurtdışı iştirak olan Ramenka’yı da (Rusya’daki Ramstore’ların sahibi) kapsayacak şekilde satış süreci başlatıldığını belirtti.

ÇOK HIZLI VE KÁRLI BÜYÜDÜK: Koç Holding’in 2001 kriz döneminde Türkiye için öngördükleri sürdürülebilir büyüme ve istikrar senaryosu paralelinde oluşturulan stratejik planla başarılı sonuçlar elde ettiğine dikkat çeken Bulgurlu, bunları şöyle özetledi: "Çok hızlı ve kárlı bir büyüme gerçekleştirdik. Ciromuz 5 yılda 5.5 katına çıkarak 34.5 milyar dolara ulaştı. 2002’de 244 milyon dolar olan faaliyet kárımız 8.5 kat artarak 2 milyar doları aştı. Yine 2002’de 25 milyon dolar net kárımız 2006’da 392 milyon dolar oldu. Ulaştığımız bu büyüklükle dünyanın ilk 200, Avrupa’nın ilk 50 şirketi arasına girdik. Birçok hedefimize planladığımızdan daha kısa sürede ulaştık."

STRATEJİK PLAN GÖZDEN GEÇİRİLDİ: Bu performansı sağlarken, Tüpraş, Yapı Kredi, Tansaş gibi satınalmaların yanı sıra Biletix, Tekersan, Mako, Döktaş, Tek-İz, İzocam ve Demirdöküm gibi bazı satışlar da yaptıklarını hatırlatan Bulgurlu, geçmişe göre daha odaklı bir yapıya sahip olduklarını kaydetti. Bu noktada stratejik planı yeniden gözden geçirdiklerini ve portföyü yeniden analiz ettiklerini açıklayan Bulgurlu, iş birimlerini birçok kriter açısından değerlendirerek, 4 ana sektörde odaklanmaya karar verdiklerini açıkladı. Bu sektörleri enerji, dayanıklı tüketim, otomotiv ve finansal hizmetler olarak olarak sıralayan Bulgurlu, gıdaya dönük perakende işinden ise çıkacaklarını açıkladı. Bu amaçla JP Morgan’ı Migros’un satışı için görevlendirdiklerini açıklayan Bulgurlu, bu şirketten verilen tahminlere göre işlemin 6-9 ay arasında tamamlanacağını belirtti.

RAMENKA’YA AYRI TEKLİF VERİLEBİLİR: Bulgurlu, Migros’un yurtdışındaki iştirakleri Ramstore’ları işleten ve Enka ile ortak olduğu Ramenka için de şu bilgileri verdi: "Migros’un satışıyla Ramenka’da var olan yüzde 50 Migros hisselerinin satışı gündeme gelecek. Fakat bizim yaptığımız çalışma son derece şeffaf ve herkese her yönden katılımcılık sağlayan bir çalışma olacak. Dolayısıyla arzu edenler eğer satın alma noktasında gelirse, yaptığımız çalışma sonucu Ramenka’ya ayrı veya bizim Ramenka’daki hisselerimize ayrı veya Migros’un tümüne ayrı teklif verebilecekler ve sonradan değerlendirmeye alacağız."

Kárın yüzde 90’ı 4 sektörden

ODAKLANDIKLARI 4 sektörün topluluk içindeki paylarının büyüklüğüne dikkak çeken Bülent Bulgurlu, şu bilgileri verdi: "Koç Holding’in 2006 büyüklükleri içinde konsolide cironun yüzde 87’si, yurt dışı gelirlerin yüzde 90’ı, faaliyet kárının yüzde 91’i, faiz amortisman ve vergi öncesi karın yüzde 89’u, yatırım harcamalarının yüzde 82’si enerji, otomotiv, dayanıklı tüketim ve finansal hizmetler sağlandı. Bu 4 sektör son 5 yıldaki ciro büyümemiz içinde yüzde 88 paya sahip oldu. Dolayısıyla almış olduğumuz karar, portföy yapımızda çok büyük bir değişiklik değil bu yapı içerisinde zaten en büyük ağırlığa sahip olan sektörlere daha da fazla odaklanmak anlamına geliyor. Stratejik planımızın temel prensipleri aynen geçerli olmaya devam ediyor. Sadece içerisinde bulunduğumuz şartlar ve gelmek istediğimiz noktanın gereği olarak daha odaklı bir yapıya geçme kararı alındı."

Borç ödemek için bu satışı yapmıyoruz

MİGROS’un satışından elde edilecek paranın nasıl değerlendirileceği konusunda, "Tüm satışlarda elde edilen gelir nakit akışımızın içine girer. Küresel büyümeden söz ediyoruz, ilerde satınalmalar olabilir" diyen Bülent Bulgurlu, bu satışın borçlarla ilgisi olmadığını vurguladı. Tansaş gibi satınalmalardaki borçlanmanın orta ve uzun vadeli olduğunu hatırlatan Bulgurlu, "Bu borçlar herhangi bir satışa ihtiyaç duymadan ödenmektedir" dedi. Tansaş’ın Migros’a katılmasının bu sürece olan etkisi konusunda ise Bulgurlu, şunları söyledi: "Her şirketimizin yönetimi kendi şirketinin ileriye dönük tırmanabilmesini hedefler ve o doğrultuda gayret sarfeder. Migros’un da büyüme hedefleri var. Son 10 yıl içinde devamlı atılım içinde. Tansaş’ta bu program dahilinde gerçekleştirilen ilave bir yatırım ve büyümedir."

PERAKENDEDEN ÇIKMIYORUZ: Bu arada Koç’un çıkacağı alanın "gıdaya dönük perakende" olduğunu vurgulayan Bülent Bulgurlu, "Bizim Migros dışında da perakende işlerimiz var. Şu an için diğer herhangi başka bir işimizde satışa veya yeniden çalışmaya dönük bir değerlendirme ve çalışma yok" dedi. Tat gibi diğer gıda şirketlerinden çıkıp çıkmayacakları konusunda, "Asıl işimiz 4 ana sektör olacak. Ama diğer şirketlerimiz de kárlı olduğu sürece faaliyetlerine devam edecek" dedi

Güney Kore’den AB’ye TV satışına karşıyız

GÜNEY Kore’den AB’ye televizyon satışına imkan veren anlaşmayı yakından takip ettiklerini açıklayan Bülent Bulgurlu, Avrupa piyasasının Türkiye’deki televizyon üreticileri açısından çok önemli bir pazar oluşturduğunu, Türk üreticilerin bu pazardan yüzde 50 civarında pay aldığını belirtti. Buna ilişkin yasanın çıkması halinde bundan Türk üreticilerin etkileneceğine dikkat çeken Bulgurlu, bununla ilgili neler yapılabileceği, ne gibi tedbirler alınabileceği üzerinde çalışıldığını, yasalaşmadan müdahale etme imkanı varsa gerekli mercilere görüşlerin bildirileceğini aktardı.

İsviçre markası olarak geldi, 2.8 milyar dolarlık zincir oldu

BİR İsviçre markası olan Migros’un Türkiye’ye gelişi 1954 yılına uzanıyor. İsviçre Migros Kooperatifler Birliği ve İstanbul Belediyesi’nin girişimleri ile kurulan Migros’un çoğunluk hisseleri 1975 yılında Koç Topluluğu’na katıldı. Bu tarihten itibaren yeni bir anlayışla çalışmaya başlayan Migros, önce İstanbul ardından tüm Türkiye genelinde büyümeye başlayarak bir perakende zincirine dönüştü. 1991 yılında halka açılan Migros, 1996 yılında Azerbaycan’da açtığı Ramstore ile yurtdışında da faaliyet göstermeye başladı. 2005 yılında Tansaş’ı bünyesine katan şirketin halen yurtiçinde 207 Migros, 243 Tansaş, 409 Şok ve 8 Macro Center olarak 52 ilde 867 mağazası bulunuyor. Bu yıl 100 yeni mağaza daha açmayı planlayan Migros, yurtdışında ise 57’si Rusya’da olmak üzere toplam 5 ülkede 70 Ramstore’la faaliyet gösteriyor. Geçen yılı 2 milyar 987 milyon dolar ciro ile kapatan Migros’un, dünkü kapanışa göre 2 milyar 852 milyon dolar piyasa değeri bulunuyor.

Kárlı büyümeye devam eder, ciro kaybını 1.5 yılda telafi ederiz

MİGROS’un satışı ile gruptaki ciro kaybının yüzde 10 civarında olacağını hesapladıklarını belirten Bülent Bulgurlu, "Bunu da 1.5 yıl içinde sadece organik büyüme ile telafi edeceğimize inanıyoruz" dedi. Böylece dünyanın ilk 200 ve Avrupa’nın ilk 50’nci şirketi konumunu 2 yıl içinde tekrar elde edeceklerini düşündüklerini söyleyen Bulgurlu, "Dikkate aldığımız en önemli unsur kárlı büyüme modeli üzerine odaklanmak. Dolayısıyla bundan sonra büyüme sadece ciroda değil kárlılıkta da belirli bir şekilde algılanacak" diye konuştu. "Migros’la ilgili herhangi bir çalışma yapmadan günübirlik kararlar vermedik" diyen Bulgurlu, "Sektör ve şirketleri teker teker değerlendirdik. Bunların ileriye dönük getireceği faydaları, sinerjileri ve ilave katkıları gözden geçirdik. Bu doğrultuda aldığımız karar neticesinde satma ile ilgili bir karara eriştik" dedi.

Hiç duyulmamış isimler gelebilir

MİGROS’la ilginenen şirketler arasında başta Wal-Mart olmak üzere Carrefour’dan Tesco’ya kadar pekçok perakende devinin adı geçerken Bülent Bulgurlu, en azından kepdi döneminde bir satınalma için kapılarını çalan olmadığını söyledi. Süreç henüz yeni başladığı için bir isim vermenin doğru olmayacağını söyleyen Bulgurlu, "Ama bu isimler sadece burası için değil yurtdışı faaliyetlerimiz için de olacaktır. Dolayısıyla hiç alışmamız, duymamış olduğunuz isimler de ileride karşınıza gelebilir" dedi. Bu aşamadan sonra JP Morgan’ın Migros için bir kitapçık hazırlayarak potansiyel alıcılara göndereceğini, ön tekliflerin alınmasının ardından da bilgi odası açılacağını belirten Bulgurlu, bu süreçten sonra ilgisi devam eden şirketlerin bunu somut bir teklif haline getireceklerini kaydetti.

Petkim ilgi alanımızda değil ama Tüpraş dışında kalamaz

KOÇ CEO’su Bülent Bulgurlu, Petkim’in satışında teklif verip vermeyeceklerine yönelik soruya, şu yanıtı verdi: "Petkim’in faaliyeti bizim ana iş kollarından birini oluşturmuyor ve tam olarak örtüşmüyor. Petro kimya alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğu için rafineri işlemleriyle yakın ilişkili. Gayet tabii Tüpraş’ın bu konunun dışında kalması söz konusu olamaz. Bu doğrultuda dosyayı aldık, inceledik. Şirket, doğal olarak değerlendirmelerini yapacak, kararını verecek. Şu aşamada ’evet veya hayır’ diyemem. Çalışmalar bitince daha net cevap vereceğiz."

Arçelik varken başka bir marka zaman kaybı olur

KOÇ Holding CEO’su Bülent Bulgurlu, Koç Topluluğu’nun otomotivde bir Türk markası planı olup olmadığının sorulması üzerine, marka yaratmanın pahalı ve uzun zaman isteyen bir proses olduğuna dikkat çekti. Bulgurlu, bu konuda şunları söyledi: "Küresel bir şirket belirlediğmiz 4 ana sektörün her birinde olabilir. Ancak şu anda dünya bazında en yaygın şirketimiz Arçelik. Marka küresel pazarda başarının sırrı ve en büyük değer. Bir markaya yatırım yapmak ise çok pahalı ve uzun bir süreç gerektiriyor. Zaten kabul edilmiş güçlü bir markamız varken başka bir marka yaratımına girmek bizim için zaman kaybı ve ilave maliyet yaratan unsur olarak karşımıza çıkıyor. Bunun sonucu da her zaman başarı anlamına gelmiyor. Kore şirketlerinde gördüğümüz gibi çok uzun zaman, çok büyük yatırımlar yaptıktan sonra marka tanınırlığı oluyor. Bizim kaybedecek o kadar uzun senelerimiz yok. En güçlü markalarımız neyse ve ileride elde edeceğimiz en güçlü markalar neyse o markalar kullanılacak."

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir