Finans, Muhasebe, Vergi...
Staj Başlatma - Hukuk

Temel Hukuk Soru ve Cevapları

Soru 1: Gerçek ve tüzel kisiligin sona ermesinin ne sekillerde oldugunu açiklayiniz.

Soru 2: Özel hukuk dava türlerini ve savunma imkanlarini yaziniz.

Soru 3: Sebepsiz zenginlesmenin unsurlarini kisaca açiklayiniz.

Soru 4: Ticari defter tutulmasinin ticaret hukuku ve kamu hukuku açisindan önemini kisaca anlatiniz.

Soru 5: Genel haciz yoluyla takibin asamalarini kisaca anlatiniz.

Soru 6: Kefalet türlerini açiklayiniz.

Soru 7: Isçinin ve isverenin hizmet aktinden dogan borçlarini yaziniz.

Soru 8: Ikametgah türlerini sayiniz ve ikametgahin neden önemli oldugunu Usül hukuku, Borçlar hukuku, icra iflas hukuku ve tebligat hukuku açisindan anlatiniz.

Soru 9: Sözlesme, irae ile beyan arasindaki uygunsuzluk hallerini sayiniz, bunlardan ikrahin sonuçlarini açiklayiniz.

Soru 10: Alacaklinin temerrüdü nedir açiklayiniz.

Soru 11: Icra iflas kanunu açisindan kefaleti açiklayiniz.

Soru 12: Ticaret ünvaninin korunmasi nasil olur açiklayiniz

Soru 13: Limited sirketlerde ortaklarin hak ve borçlarini açiklayiniz.

Soru 14: Özel haklar çesitleri bakimindan hangi alt gruplarda sayilirlar? Açiklayiniz.

Soru 15: Fiil ehliyeti bakimindan kisileri gruplandiriniz ve bunlari açikla-

yiniz.

Soru 16: Yenileme(tecrit) nedir açiklayiniz.

Soru 17: Poliçe (kavram ve unsurlari) açiklayiniz.

Soru 18: Ilamli icra-ilamsiz icra farklarini ve benzerliklerini açiklayiniz.

Soru 19: Ihbar önellerini açiklayiniz.

Soru 20: A.S’nin organlarini sayip, olusumlarini ve fonksiyonlarini açiklayiniz.

Soru 21: Limited sirketlerin idare ve temsili kimler tarafindan yapilabilir. Açiklayiniz.

Soru 22: Müteselsil borçluluk nedir? Ne sekilde dogar ve hangi hallerde sona erer? Açiklayiniz.

Soru 23: Çek ve bononun özelliklerini açiklayip, aralarinda ki farklari belirtiniz.

Soru 24: Idari yargi mercilerini sayip, görevlerini kisaca açiklayiniz.

Soru 25: Kidem tazminatinin ödenmesi kosullari nelerdir? Miktari nasil hesaplanir?

Soru 26: Sözlesme yapma vaadi (ön sözlesme) nedir? açiklayiniz

Soru 27: Kusursuz imkansizlik nedir? açiklayiniz

Soru 28: Vergi uyusmazliklarindan dolayi, vergi mahkemelerinde açilan davalarin hangilerinde yürütmenin durdurulmasi istenebilir? Açiklayiniz.

Soru 29: AS Genel kurul kararlarina karsi kimler, hangi sürede, hangi neden-

lerle dava açabilir, açiklayiniz.

Soru 30: Para borçlarinin nerede ve ne zaman ödenecegini açiklayiniz.

Soru 31: Ticari defterlerin sahibi lehine delil olup olamayacagi hususunu açiklayiniz.

Soru 32: Kambiyo senetlerinden "Bono"yu açiklayiniz.

Soru 33: Bölge idare mahkemelerinin görevlerini sayiniz.

Soru 34: Is kanunu hükümlerine göre bildirimsiz fesihi anlatiniz.

Soru 35: Kanunlarin zaman bakimindan uygulanmasini açiklayiniz.

Soru 36: Kollektif sirketin ortaklari arasinda ki iliskiyi (iç iliski) açikla-

yiniz.

Soru 37: SSK Kanununa göre kimler sigortali sayilirlar? Sosyal sigorta türlerini sayiniz.

Soru 38: Haksiz fiil nedir? unsurlarini kisaca açiklayiniz.

Soru 39: Müteselsil kefalet nedir? Kisaca açiklayarak adi kefaletle olan farkliliklarini belirtiniz.

Soru 40: Icra iflas kanunu hükümlerine göre ihtiyati haciz nedir? hangi durumlarda uygulanir? kisaca açiklayiniz.

Soru 41: Idare ve vergi mahkemelerinin görevleri nelerdir? Bu mahkemelerinin kararlarina karsi basvurulacak itiraz ve temyiz mercileri nelerdir? açiklayiniz.

Soru 42: Kollektif sirketin temel özelliklerini ve ne sekilde kuruldugunu açiklayiniz.

Soru 43: Takas nedir? Sartlari ve hükümleri ile birlikte açiklayiniz.

Soru 44: Fiil ehliyeti yönünden tüzel kisilerin durumunu açiklayiniz.

Soru 45: Tam yargi davasi nedir? Iptal davasi ile ne gibi farkliliklari vardir? Açiklayiniz .

Soru 46: Sinirli ehliyetliler ile sinirsiz ehliyetsizlerin yaptiklari hukuki islemleri, geçerli olup olmadiklari bakimindan degerlendiriniz.

Soru 47: Müteselsil borçluluk nedir? Ne sekilde dogar ve hangi hallerde sona erer?

Soru 48: Asagidaki kavramlari kisaca açiklayiniz.

a) Temyiz kudreti (sezginlik) b) Kanuni ikametgah

c) Tacir d) Defi

Soru 49: Idari yargi yerlerini sayarak, idari yargi dava türlerini ve bu dava-

larin hangi nedenlerle kimler tarafindan açilabilecegini açiklayiniz.

Soru 50: Ticaret sirketlerinin temel özelliklerini kisaca açiklayiniz ve bu sirketlerin isimlerini gruplandirmak suretiyle yaziniz.

Soru 51: Asagidaki kavramlari çok kisa sekilde anlatiniz.

a) Kefile kefalet b) Sebepsiz zenginlesme c) Butlan d)Tüzük

Soru 52: Hukukun yazili kaynaklarini, aralarinda ki hiyerarsiyi de dikkate alarak açiklayiniz.

Soru 53: Borcu sona erdiren nedenlerden yenilemeyi (tecdit) açiklayiniz.

Soru 54: Ticaret ünvani kavramini ve korunmasi ile ilgili özellikleri açiklayiniz.

Soru 55: Idari yargilama usulü kanunu hükümlerine göre tam yargi davasini anlatiniz.

Soru 56: Alacagin temliki kavramini ve geçerlilik sartlarini açiklayiniz

Soru 57: Ticari defterlerin sahibi lehine delil olmasi hususunu açiklayiniz.

Soru 58: Para borçlarinda temerrüdün sonuçlarini açiklayiniz.

Soru 59: Ltd sirketi ve Koll.Sti tüzelkisilikleri ve ortaklari itibariyle idare ve temsil yönünden kiyaslayiniz.

Soru 60: Ticari mümessil ve ticari vekil arasinda ki berzerlik ve farkliliklari açiklayiniz.

Soru 61: Asagidaki kavramlari kisaca açiklayiniz.

a) Gabin b) Kisitlilik (hacir) c) Komanditer ortak d) Tam yargi davasi

Soru 62: Borçlar hukukuna göre alacaklinin temerrüdünün sartlari ve sonuçlarini anlatiniz.

Soru 63: Ticaret sicili ve tapu sicilinin benzerlik ve farkliliklarini anlatiniz.

Soru 64: Türk Sosyal Güvenlik sisteminin esasini teskil eden Sosyal Güvenlik kuruluslarini belirtiniz ve her birine birer örnek veriniz.

Soru 65: Medeni kanuna göre tüzel kisileri;

a) Yapilarina göre b) Tabi olduklari hukuk kurallarina göre

gruplara ayirarak yaziniz.

Soru 66: Hukukun yazili kaynaklarinin üstünlük sirasina göre isimlerini belir-

tiniz.

Soru 67: Icra iflas kanununa göre ILAMSIZ ICRA’yi açiklayiniz

Soru 68: Borçlar kanununa göre Haksiz fiilin unsurlarini belirtiniz. Nedensellik (Illiyet) bagi unsurunu açiklayiniz.

Soru 69: Sosyal sigorta türlerinin adlarini yaziniz.

a) Ölüm sigortasindan saglanan yardimlari,

b) Ölüm sigortasi baglanabilmesi için gerekli sartlari açiklayiniz.

Soru 70: Ticari senetlerin (Kambiyo senetleri) ortak yönlerini sira ile yaziniz.

Soru 71: Tacirlerin özel hukuk yönünden tabi oldugu hükümleri (tacir olmanin sonuçlari) siralayiniz.

Soru 72: Hakkin kötüye kullanildigi hangi unsurlarin varligi halinde anlasilir?

Soru 73: Medeni kanuna göre hak ehliyeti kavramini açiklayiniz. Hak ehliyeti ile ilgili temel ilkeleri yaziniz.

Soru 74: Ticaret kanununa göre haksiz rekabet dolayisiyla açilacak hukuk davalari hangi davalardir yaziniz. Hangi hukuk davasi için kusur sarti aranir belirtiniz.

Soru 75: Is hukukuna göre hizmet akdi sözlesme türlerini açiklayiniz.

Soru 76: Hukukun uygulanmasi dedigimiz zaman, hangi bakimlardan uygulanmasin- dan söz ediyor olabiliriz, sayiniz. Hukukun "Anlam bakimindan uygulanmasi"nda "yorum" ne demektir. Iki cümle ile açiklayiniz. Kaç türlü yorum vardir? sayiniz.

Soru 77: Sözlesme ne demektir? Borçlar kanuna göre sözlesme ne zaman tamam olur? Sözlesmede irade ile beyan arasinda ki uyumsuzluk hallerini sayiniz.

Soru 78: Ticari isletmeyi tanimlayiniz ve Türk Ticaret kanunu’na göre ticari isletmenin unsurlarini sayiniz ve açiklayiniz.

Soru 79: Bankalar kanunu’na göre mevduati tanimlayiniz, türlerini belirterek

her birini kisaca açiklayiniz.

Soru 80: Konkordato ne demektir? Ana hatlariyla hükümlerini belirtiniz.

Soru 81: Anonim sirketlerin olagan ve olaganüstü genel kurullarinda toplanti ve karar nisabi(çogunlugu) nedir?

Soru 82: Borçlar kanununda zaman asimini kesen ve durduran sebepler arasinda ki farki örnek vererek açiklayiniz.

Soru 83: Borçlar kanununa göre "Istihdam edenin kusursuz mesuliyeti" ne demek-

tir? Örnek vererek açiklayiniz.

Soru 84: Asagidaki terimleri tarif ediniz.

a) Hisimlik, b) Tam kaza davasi c) Butlan d) Fatura

e) Hak düsüren süre f) Zaman asimi.

Soru 85: Kambiyo senetleri nelerdir? Sayiniz ve her birini tarif ediniz.

Soru 86: AS’lerin olagan ve olaganüstü genel kurullarinin toplanmasini kimler tespit edebilir? Yanlizca sayiniz.

Soru 87: Resit olmak ne demektir? Kazai rüst nedir?

Soru 88: Izin ile Icazet arasinda ki en önemli fark nedir?

Soru 89: Türk Ticaret Kanunu’na göre "Ticaret Ünvaninin" seklinin,

a) Hakiki sahislarda, b) Kollektif ve Komandit sirketlerde

c) Ltd. ve A.S. için nasil olmasi gerektigini yaziniz.

Soru 90: TTK’na göre Ltd.Sti’nde ortaklar kurulunun hangi durumlarda ve konularda hangi çogunlukla karar alabilecegini yaziniz.

Soru 91: TTK’na göre Yevmiye defterini tarif ediniz. Yevmiye maddelerinde en az hangi bilgilerin bulunmasi gerektigini yaziniz.

Soru 92: Temyiz kudreti ne demektir? Medeni kanunumuza göre medeni haklara sahip olma ve medeni haklari kullanma konularinin temyiz kudreti ile iliski-

sini kisaca açiklayiniz.

Soru 93: TTK’na göre Ticaret sicili nedir? Ticaret sicilinin sinirlari (bölgesi) nedir? Ticaret sicilinden kimler bilgi alabilirler?

Soru 94: TTK’na göre Ltd.Sti nasil temsil edilir? Bu temsilcide hangi vasiflar aranir?

Soru 95: Medeni kanunumuzda "objektif Hüsnüniyet Kurali" (iyiniyet) nedir?

Soru 96: Ispat külfeti (Beyyine) nedir?

 
 
 
 

Cevap 1: Ölüm; Kisiligin normal sona erme sebebi ölümdür.

Ölüm Karinesi : Bu durumda, kisilik varsayimsal olarak (karineyle)

sona ermektedir. Bunun iki kosulu vardir. Ölüme kesin gözüyle bakilaak olay içinde kaybolma ve cesedin bulunamamasi.

Gaiplik (kayiplik) : Bu durumda kisinin kaybolmasini gerektiren kosullar, -ölüm karinesinden farkli olarak- ölümü kesin sayacak agirlikta degildir. Kisinin kaybolmasina yol açan farkli olayin özelliklerine göre, ölümüne kesin degil de, muhtemel gözüyle bakilabilmektedir.

– Kisinin ölümüne muhtemel gözle bakmayi gerektirecek bir olay içinde kaybolmasi veya kisiden uzun zamandir haber alinamamasi,

– Ölüm tehlikesinden en az 1 yil veya gaibin son haberinden bes yil geçmis olmasi,

– Mahkemenin gaiplik karari vermis olmasi (gaiplik karari, geçmise etkili hüküm dogurur)

TÜZEL KISILIGIN SONA ERMESI

a) Kamu tüzel kisileri; Kamu tüzel kisileri bir yasa veya yasanin verdigi yetkiye dayanilarak çikarilan bir yönetsen kararla kurulur ve ayni yollarla sona ererler.

b) Özel Hukuk tüzel kisileri; Özel hukuk tüzel kisileri ya kendi-

liginden veya yetkili organin ya da yetkili makamin karariyla sona ererler.

Sona eren tüzel kisinin malvarligi tasfiye olunur.

Cevap 2: a) Dava Türleri

Davalar hak sahibinin (davacinin) mahkemeden istedigi korumanin niteligine göre üçe ayrilmaktadir.

Eda Davasi : Bu davada davaci, karsi tarafin (davalinin) birsey yapmaya, birsey vermeye veya birsey yapmaktan kaçinmaya mahkum edilmesini ister. Eda davasi bir hakkin korunmasini degil de bir zararin giderilmesini amaçliyorsa, tazminat davasi adini alir.

Tesbit davasi : Bu davalar, bir hukuki iliskinin mevcut olup olmadigini tesbit etmek için açilan davalardir. Sayet bu davada iliskinin varligi tesbit ettirilmek isteniyorsa müsbet tesbit davasindan, yoklugu tesbit ettirilmek isteniyorsa menfi tesbit davasindan söz edilir.

Yenilik doguran dava : Yenilik doguran haklarin kullanilmasi amaciy-

la açilan davalardir. Örnek; bosanma davasi.

b) Savunma imkanlari

Itiraz : Itiraz bir hakkin dogumuna engel olan veya hakki sona erdiren olaylarin ileri sürülmesidir.

Defi : Davali davasinin hakkinin varligina karsi çikmamakta, fakat özel bir sebebe dayanarak borçlu oldugu edimi yerine getirmekten kaçinma hakkina sahip oldugunu ileri sürmektedir.

Cevap 3: Sebepsiz zenginlesme bir kisinin mal varliginda hakli bir sebep olmaksizin bir diger kisinin malvarligi aleyhine meydana gelen zenginlesmedir. (çogalmadir)

Sebepsiz zenginlesme dolayisiyla bir iade (geri verme) borcunun dogabilmesi için, dört unsurun varligi gerekir.

Fakirlesme: Bir kimsenin malvarliginda hakli bir sebep olmaksizin meydana gelen zenginlesme, bir baskasinin malvarligi aleyhine gerçeklesmis olmalidir. Yani bir kimse zenginlesirken, bir baskasinin malvarligi fakirlesmis olmalidir.

Nedensellik bagi: Sebepsiz zenginlesme davasinin sartlarindan biride zenginlesme ile fakirlesme arasinda nedensellik baginin bulunmasidir. Yani bir kimsenin malvarliginda ki fakirlesme, bir diger sahsin malvarligindaki zengin-

lesmeden kaynaklanmalidir.

Hakli bir sebebin bulunmamasi: Sebepsiz zenginlesmenin söz konusu olabilmesi için, zenginlesmenin hakli bir sebebe dayanmamasi gerekir. Hukuki sebep geçerli degilse, gerçeklesmemisse veya ortadan kalkmissa yahut borç olmayan sey öndenmisse, zenginlesme hakli bir sebebe dayanmaz.

Cevap 4: Ticaret Kanunu açisindan ticari defter tutulmasinin önemi ticari defterlerin ispat konusu olabilmesindendir.

a) Ticari defterlerin sahibi aleyhine delil olmasi;

Taraflardan biri, iddiasini sadece karsi tarafin defterleriyle ispat etmek istedigini, yani karsi tarafin (hasmin) ticari defterlerinin içerigini kabul edecegini mahkeme önünde bildirirse (delilin hasri), bu durumda bazi sartlarin varligi halinde, karsi tarafin ticari defterleri kendi aleyhine delil teskil eder. Ancak bunun için delilini hasreden tarafin olmasi sart degildir. Gerekli olan, karsi tarafin(hasmin) tacir olmasidir.

b) Ticari defterlerin sahibi lehine delil olmasi;

Bir kimsenin düzenlemis oldugu belgelerin kendi lehine delil sayilma-

si, kural olarak mümkün degildir. Fakat T.K. bu kurala istisna getirmis ve bazi kosullarin varligi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olabi-

lecegini kabul etmistir. Bu kosullarinneler oldugu, TK’nun 82, 83/I, 85 ve 86’nci maddelerinde gösterilmistir. Söyle ki;

aa) Her iki tarafta tacir olmalidir.

bb) Uyusmazlik her iki tarafinda defterlerine geçirmesi gereken ticari bir isten kaynaklanmalidir.

cc) Defter kayitlari birbirini dogrulamalidir.

dd) Karsi taraf ileri sürülen iddiayi, kendi defter kayitlari veya diger geçerli kanitlarla çürütememis olmalidir.

Cevap 5: Genel haciz yolu; rehinle temin edilmemis ve bir kambiyo senedine de dayanmayan, bütün para ve teminat alacaklari için basvurulabilen ilamsiz icra yoludur. Bunun için alacagin bir senede (belgeye) baglanmasi da gerekmez. Öyleyse; senetsiz alacaklar ile adi senetlere, imzasi noterlikçe tasdikli senetlere, resmi dairelerin veya yetkili makamlarin yetkileri dahilinde ve usulüne uygun olarak verdikleri belgelere bagli alacaklar için genel haciz yoluna basvurabilir.

Genel haciz yoluyla takibin safhalari söyle siralanabilir;

-Takip talebi: Genel haciz yolu ile takip, alacaklinin icra dairesine yapacagi bir takip talebi ile baslar. Icra dairesi bunun üzerine, borçluya bir ödeme emri gönderir.

-Ödeme emri ve kesinlesmesi: Ödeme emri ile borçluya, borcu ödemesi veya itirazi varsa bunu bildirmesi, aksi takdirde mallarinin haczedilecegi bildiri-

lir. Borçlu teblig tarihinden itibaren yedi gün içinde ödeme emrine itiraz edebilir. Itiraz sebepleri; borca itiraz veya imzaya itirazdir. Itiraz takibi durdurur.

Icra takibine devam edilebilmesi için, alacaklilarin itirazin gideril- mesi için harekete geçmesi gerekir. Bunun için, alacaklinin elinde iki imkan vardir; Itirazin iptali davasi veya itirazin icra tetkikk merciince kaldiril-

masi. Alacakli bu suretle itirazini hükümden düsürülmesini saglarsa, ödeme emri kesinlesmis olur.

-Haciz : Ödeme emrinin kesinlesmis olmasina ragmen borçlu borcunu ödemezse, alacakli haciz isteyebilir. Bunun üzerine icra dairesi borçlunun mallarini haczeder.

-Paraya çevirme(satis) Hacizli mallar satilir ve bedeli ile alacaklinin alacagi ödenir.

Cevap 6: Adi Kefalet :

Asil kefalet türüdür. Yani müteselsil olarak borç altina girildi-

ginin açikça belirtilmedigi veya kanunlarda açikça müteselsil kefaletin kabul edilmedigi hallerde adi kefalet söz konusudur. Bu düzenleme kefilin lehinedir. Çünkü adi kefalette, asil borçlu takip edilmeden kefile basvurulamaz.

Müteselsil Kefalet :

Müteselsil kefalet istisna olmasina karsin, uygulamada (özellikle banka-

cilik uygulamasinda hemen daima) en çok rastlanan kefalet türüdür. Müteselsil

kefaletin özelligi ve adi kefaletten farki, alacakli tarafindan asil borçluya basvurulmaksizin dogrudan dogruya kefil aleyhine takibe geçilebilmesidir. Müteselsil kefalette kefil, tartisma ve rehnin paraya çevrilmesi def’ilerini ileri süremez, daha dogrusu bu hakkindan feragat etmistir.

Kefil asil borcu ödeyince alacaklinin haklarina halef olur.

Birlikte Kefalet :

Birlikte kefalette, aralarinda subjektif bir iliski bulunan birden fazla sahis ayni borca kefil olmaktadir.

Kefile Kefalet :

Kefile kefil, alacakliya karsi, daha önce kefil olmus veya olacak kimse-

nin borcunu tekeffül etmektir. Akit, kefile kefil ile alacakli arasinda yapil-

maktadir, Ilk kefil ise asil borçlu konumundadir.

Rücua Kefalet :

Rücua kefalet ilk kefile karsi asil borçlunun ödeme gücüne tekeffül etmektedir. Aktin taraflari, ilk kefil ile rücua kefildir. Rücua kefalet, aksi kararlastirilmadikça adi kefalet niteligindedir. Yani ödemede bulunan kefil, ilk önce asil borçluyu takip edecektir.

Cevap 7: Hizmet akdi, her iki tarafa da borç yükleyen bir sözlesmedir. Isçi-

nin ve isverenin, hizmet akdinden dogan baslica borçlari sunlardir;

a) Isçinin borçlari

aa) Isgörme (hizmet) borcu;

Isçinin hizmet sözlesmesinden dogan ana(temel) borcudur. Isçi kural olarak, yükümlendigi isi bizzat yapmak zorundadir.

bb) Isverenin talimatina uyma(itaat) borcu;

Bu borç, hizmet sözlesmesinin baglilik unsurunun bir geregidir. Isçi, yükümlendigi isi isverenin emir ve talimatina uygun sekilde yerine getirmekle yükümlüdür.

cc) Sadakat Borcu :

Isçi isverenin isi ve isyeri ile ilgili menfaatlerini (çikarlarini) korumak ve bunlara zarar verecek davranislardan kaçinmak zorundadir. Nitekim iskanunu, isçinin "dogruluk ve bagliliga uymayan davranislari"ni hakli nedenle fesih sebebi saymistir.

b) Isverenin borçlari

aa) Ücret ödeme borcu;

Isverenin hizmet sözlesmesinden dogan ana (temel) borcudur.

bb) Isçiyi koruma borcu;

Isveren isçiyi korumakla, özellikle isçinin sagligi ve isin güvenligi ile ilgili önlemleri almakla yükümlüdür.

cc) Esit islem yapma borcu;

Isveren isyerinde çalisan isçilere esit davranmak ve ayni degerdeki islerde çalisan isçilere esit çalisma kosullari uygulamakla yükümlüdür.

Cevap 8: Ikametgah Türleri:

Kural olarak, kisiler ikametgahlarini kendi istekleriyle seçerler. Ya da kisinin ikametgahini yasa belirlemistir.

Ihtiyari (iradeye bagli ikametgah

Kanuni (yasaya dayanan) ikametgah

Usül Hukuku Bakimindan;

Ikametgah usül hukukunda özellikle yetkili mahkemeyi belirleme açisindan büyük önem tasir.

Borçlar hukukunda;

Ikametgah borçlar hukukunda ifa yeri bakimindan önem tasimaktadir. Kural olarak her borç, dogumu zamaninda borçlunun oturdugu (ikametgahinin bulundugu)

yerde ifa edilmek gerekir. Fakat para borçlari, alacaklinin ikametgahinda ifa edilir.

Icra ve iflas hukuku bakimindan;

Ikametgah, yetkili icra ve iflas dairelerini belirlemede önem tasir.

Tebligat hukuku bakimindan;

Tebligat kanunu, "adreste tebligat" esasini kabul etmistir. Buna göre, tebligat, teblig yapilacak kisiye, bilinen en son adresinde yapilir.

Cevap 9: Sözlesmede irade ile beyan arasindaki uygunsuzluk halleri sunlardir;

-Muvazza

-Irade fesadi halleri(hata, hile, korkutma)

Korkutma (ikrah): Taraflardan biri yapmak istemedigi bir sözlesmeyi, kendisine veya yakinlarindan birine agir ve derhal meydana gelebilecek bir zarar verilecegi tehdidi altinda yapmissa, korkutma hali söz konusudur. Korku-

tulan taraf, korkutma fiilini üçüncü bir kisi islemis olsa bile sözlesmeyi iptal edebilir.

Cevap 10: Alacakli temerrüdü (Alacaklinin direnimi), alacaklinin, hakli bir neden olmaksizin borçlunun edimini reddetmesidir. Alacakli temerrüdünün meydana gelmesi için, ifa borçlu tarafindan alacakliya usülüne uygun olarak teklif edilmis olmali ve alacakli bu teklifi hakli bir neden olmaksizin reddetmis olmalidir.

Cevap 11: Icra Iflas Kanunu Açisindan Kefalet;

Takip konusu borcun ödenmesini saglamak için (özellikle takside baglan-

masi konusunda) üçüncü kisiler icra dairesinde borca kefil olmaktadirlar. Bu tür kefaletler "müteselsil kefalet" hükmündedir.

Kefile icra emir gönderilmesi halinde, pesin harç alinmaz.

Alacakli borçlunun iflasi üzerine alacagini iflas masasina kaydettirmek ve iflasin açilisindan kefilin haberdar etmek zorundadir.

Kefilin iflasi halinde, alacakli geciktirici sarta bagli alacagini iflas masasina yazdiracaktir.

Cevap 12: Ticaret Ünvaninin Korunmasi;

Usülen tescil ve ilan edilmis olan ticaret üncanini kullanmak hakki, münhasiran sahibine aittir. Gerçek kisi tacirler bakimindan bu hak, tescilin yapilmis oldugu sicilin is çevresinde sinirlidir. Yani gerçek kisi tacirlerin ticaret ünvanlari, sicil dairesi içinde korunur.

Bu nedenle (gerçek kisilerin) ticaren üncanlarina, ayni sicil dairesinde daha önce tescil edilmis olan üncanlardan açikça ayirt etmeye yarayacak ekle-

rin (ilavelerin) yapilmasi zorunludur. Sicil dairesi disindaki koruma, ancak haksiz rekabet hükümlerine göre saglanabilir.

Buna karsilik tüzel kisilerin ticaret ünvanlari, ülke düzeyinde korunur. "Bir tüzel kisinin ticaret ünvanina, diger bir ünvandan ayirt edilmesi için gerektigi taktirde, lüzumlu ilavelerin yapilmasi zorunludur"

Cevap 13: Limited Sirketleri Ortaklarinin Hak ve Borçlari;

a) Paylar: Her ortak, koymayi taahhüt ettigi sermaye oraninda sirkette pay sahibidir. Burada, AS’den farkli olarak her ortagin bir tek payi vardir.

Pay sahiplerine paylari karsiligi verilecek senetler kiymetli evrak niteligini tasimaz, sadece ispat aracidir.

Limited sirkette pay devri mümkündür.

b) Sermaye Koyma Borcu:

Ortaklar, koymayi taahhüt ettikleri sermayeleri itibari degerleri oraninda para olarak ödemek zorundadirlar. Noter araciligiyla ve onbes günden asagi olmamak üzere belirlenecek sürelerle iki defa yapilan ihtara karsin bunu ödemeyen ortak, sirketten çikarilabilir.

c) Ortaklarin sorumlulugu, taahhüt ettikleri sermaye ile sinirlandiril-

mistir. Sermaye koyma borçlarini yerine getirdikleri oranda sorumluluktan kurtulurlar.

Cevap 14: Özel haklar, çesitli bakimlardan su alt gruplara ayrilirlar.

a) Nitelikleri bakimindan: Mutlak salt/Nispi (göreli) haklar.

b) Konulari bakimindan: Malvarligi/sahis malvarligi haklari,

c) Devredilebilme bakimindan: Kisiye bagli olan/olmayan haklar,

d) Hukuki etkileri bakimindan: Yenilik doguran/dogurmayan haklar.

a) Mutlak(salt) haklar/nispi(göreli) haklari

Mutlak haklar, hak sahibi tarafindan herkese karsi ileri sürülebilen haklardir. Herkes bu haklara uymakla yükümlüdür ve bu haklar her zaman ileri sürülebilir.

b) Malvarligi haklari/sahisvarligi haklari;

Malvarligi haklari, kisinin para ile ölçülebilen, yani malvarligi içinde yer alan haklardir.

c) Kisiye bagli haklar:

Kisiye bagli haklarda kisi ile hak arasinda siki bir baglilik vardir. Çünkü bu haklar, kisiyi(kisiligi) yakindan ilgilendirmektedir. Bu haklar mutlaka hak sahibi tarafindan kullanilabilen, temsilci tarafindan kullanilmasi mümkün olmayan, baskasina devredilemeyen, miras yoluyla geçmeyen haklardir.

d) Yenilik doguran haklar:

Yenilik doguran haklar, hak sahibine, tek tarafli irade beyani ile yeni bir hukuki iliski kurmak(kurucu) mevcut bir hukuki iliskiyi degistirmek (degistirici) veya sona erdirmek (bozucu) yetkisi veren haklardir.

Cevap 15: Fiil ehliyeti bakimindan kisilerin gruplandirilmasi;

Kisiler fiil ehliyeti yönünden dört gruba ayrilirlar. Tam ehliyetliler, sinirli ehliyetliler, tam ehliyetsizler ve sinirli ehliyetsizler.

a) Tam ehliyetliler:

Bunlar fiil ehliyetinin üç kosuluna da sahip olan, yani sezgin, ergin ve kisitlanmamis olan kisilerdir. Bunlarin hukuki islem ehliyetleri ve haksiz fiilden sorumluluklari tamdir. Kendi baslarina her türlü hukuki islemi yapa-

bilirler. Temyiz kudretine sahip olduklari için kusur ehliyetleri de tamdir.

b) Sinirli ehliyetliler:

Bunlar evli kadinlar ile kendilerine kanuni müsavir tayin edilmis olan kisilerdir.

Aslinda bunlar tam ehliyetliler gibi, fiil ehliyetinin üç kosuluna da sahiptirler. Fakat tam ehliyetlilerden farkli olarak, yaptiklari bazi islem-

lerin geçerli olabilmesi için ya belirli bir makamin (mahkeme) veya kendileri-

ne atanmis olan kanuni müsavirin onayi gereklidir.

c) Tam ehliyetsizler:

Bunlar temyiz kudretine sahip(sezgin) olmayan kisilerdir.

Bunlar ne bizzat kendi baslarina ne de yasal temsilcilerinin onayiyla hiçbir hukuki islemde bulunamazlar. Sezgin olmayanlarin yaptiklari islemler batildir (kesin hükümsüzdür)

d) Sinirli ehliyetsizler:

Temyiz kudretine sahip (sezgin) olmakla birlikte, resit(ergin) olmayan veya kisitli olan kisilerdir. Bu nedenle bunlara, sezgin kisitlilar (mümeyyiz mahcurlar) da denilmektedir.

Cevap 16: Yenileme(tecdit)

a) Kavram ve sartlar

Yenileme(tecdit), mevcut bir borcun, yeni bir borç meydana getirilerek sona erdirilmesidir. Yenileme belli bir borca veya borç iliskisinin tümüne iliskin olabilir. Borcu sona erdiren tecdit borcun konusunun, sebebinin veya taraflarinin degistirilmesi seklinde olabilir. Taraflarin degistirilmesi tar-

zindaki tecdit, alacaklinin degismesinde alacagin temlikinde alacakli ve borcun naklinde borçlu borç sona erer ve yeni bir borç dogar.

Tecdi(yenileme) taraflarin anlasmasiyla olur. Bu sözlesmede de diger sözlesmelerin geçerlilik sartlarina tabidir. Ayrica, su kosullarinda gerçek-

lesmis olmasi gerekir.

– Geçerli bir borcun varligi,

– Yeni, geçerli bir borcun meydana gelmesi,

– Taraflarin yenileme niyeti bulunmasi (bu niyet, sözlesmeden açikça anlasilmalidir)

Takas

a) Kavram ve sartlari:

Takas, iki kisi arasinda ki ayni cinsten karsilikli borçlarin, bunlardan birinin tek tarafli beyaniyla sona erdirilmesidir. Böylece takas, ifanin mas-

raf ve külfetine katlanmadan, her iki tarafi da borcunu ifa etmis ve alacagini tahsil etmis durumuna getirir.

Takasin sartlari sunlardir:

aa) Taraflar birbirinden alacakli olmalidir(karsilikli borçluluk): Bir kimsenin takas hakkina sahip olabilmesi için, karsi tarafa hem borçlu hemde ondan alacakli olmasi gerekir. Buna karsilik sarti denir. Bu karsiliklilik esasina, alacagin temlikinde istisna getirilmistir.

bb) Taraflarin birbirlerinden olan alacaklarinin konusu ayni cinsten olmalidir. Bu sarta en uygun alacaklar para alacaklaridir ve takas, en çok bu alacaklar için sözkonusu olur.

Cevap 17: Poliçede; poliçeyi düzenleyen(kesideci) tek tarafli bir beyanla ayni zamanda muhataba ödeme, lehdara ise alma(kabz) yetkisi vermektedir. Bu nedenle poliçede, havale niteligi mevcuttur.

Poliçe; bir üçlü iliskidir. Iliskinin köseleri(taraflari) kesideci, muhatap ve lehdardir.

Kesideci ile muhatap arasindaki iliski karsilik iliskisi, kesideci ile lehdar arasindaki iliski ise bedel(deger) iliskisi olarak adlandirilir.

Poliçe, siki sekil sartlarina baglanmistir. Poliçede bulunmasi gereken zorunlu unsurlar sunlardir.

-Poliçe kelimesi

-Belli bedelin ödenmesi hususunda kayitsiz sartsiz havale,

-Muhatabin adi soyadi

-Lehdarin adi soyadi

-Keside(düzenleme) tarihi,

-Kesidecinin imzasi.

Yukarida ki unsurlardan biri bulunmadigi takdirde, senet poliçe niteligini kaybeder.

Cevap 18: a) Ilamsiz Icra : Ilamsiz icra, sadece para ve teminat alacaklari için söz konusu olur. Alacakli konusu para (veya teminat) olan alacagi için, bu alacaga iliskin bir mahkeme ilami almasina gerek olmaksizin, dogrudan icra dairesine basvurarak "ilamsiz icra" yoluyla takipte bulunabilir.

Alacaklininelinde bir mahkeme ilami bulunmasina gerek olmadigi gibi, alacagin bir senedi(belgeye) bagli olmasida gerekmez. Ancak böyle bir takibin basarili olabilmesi için, borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi gerekir. Borçlu ödeme emrine itiraz ederse, alacaklinin mahkemede dava açmaktan baska çaresi yoktur.

b) Ilamli icra : Ilamli icrada, alacaklinin elinde borçlusuna karsi oldugu bir mahkeme ilami vardir. Alacakli bu ilami icraya koyarak, borçlusu hakkinda ilamli icra takibi yapar.

Konusu paradan baska birsey olan alacaklarin cebri icra yoluyla takip edilebilmesi için, mahkemeden alacaga iliskin bir mahkeme ilami alinmasi gerekir. Bu tür alacaklarin, ilamsiz icra yoluyla takibi mümkün degildir.

Buna karsilik para alacaklari, ilamsiz icra yoluyla takip edilebilecegi gibi, bir mahkeme hükmüne(ilamina) dayaniyorsa ilamli icra yoluyla da takip edilebilir.

Cevap 19: Ihbar Önelleri :

Süresi belirli olmayan hizmet akitlerinin feshinde, isçinin isyerinde çalisma süresine (kidemine) göre artan bildirim süreleri kabul edilmistir. Söyle ki;

"Hizmet akdi;

-Isi alti aydan az sürmüs isçi için, iki hafta sonra

-6 aydan birbuçuk yila kadar sürmüs olan isçi için, 4 hafta sonra

-1,5 yildan 3 yila kadar sürmüs isçi için, 6 hafta

-3 yildan fazla süren isçi için ise 5 hafta sonra feshedilmis olur.

Bu süreler(öneller) asgari olup, sözlesme ile arttirilabilir.

Bununla beraber, isveren isçinin ihbar sürelerine (önellerine) iliskin ücretini pesin olarak ödemek suretiyle isçiyi derhal isten çikartabilir.

Cevap 20: Anonim Sirketin Organlari, Olusumlari ve Fonksiyonlari

1-Yönetim Kurulu: Yürütme ve temsil organidir. En az üç üyeden olusur. Üyeler ya sirket ana sözlesmesiyle belirlenir ya da genel kurulca seçilirler. Üyenin pay sahibi ortak olmasi gerekir. Pay sahibi olmayan kisi üye seçildigi takdirde pay sahibi sifatini kazandiktan sonra ise baslayabilir. Pay sahibi tüzel kisi üye olamaz. Fakat temsilcisi gerçek kisi üye olabilir.

Yönetim kurulu üyelerinin ad ve soyadlari, ikametgahlari ve tabiyetleri ticaret siciline tescil ve ilan olunur.

2-Denetçiler : En az 1 en çok 5 denetçiden olusur. Ilk defa Kurulus Genel Kurulunca bir yil için, sonradan en çok üç yil için Genel Kurulca pay sahibi olan veya olmayanlar arasindan seçilir. Denetçilerin görevi sirketin isi ve islemlerini denetlemektir.

3-Genel Kurul : Karar organidir. Yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin seçimi, ibra edilmeleri, azledilmeleri, bilanço kar zarar hesabinin tasdiki, kazancin dagitilmasi teklifinin kabulü ya da reddi gibi önemli konularda karar alir. Olagan toplantisi hesap döneminin sonundan itibaren üç ay içinde yilda bir kez yapilir. Olaganüstü toplanti gerektigi takdirde her zaman yapilabilir. Çagriyi Yönetim kurulu veya gerektiginde denetçiler yapabilir.

Genel kurula tüm hissedarlarin katilma hakki vardir. Ortak bizzat katilacagi gibi pay sahibi olan ya da olmayan temsilci de gönderebilir.

Cevap 21: Limited Sirketlerin Idare ve Temsili : Aksi kararlastirilmadikça ortaklar hep birlikte müdür sifatiyla sirketi temsile yetsili ve sorumludur.

Ancak sirket sözlesmesi veya genel kurul karari ile sirketin idare ve temsili ortaklardan bir yada bir kaçina birakabilir. Hattabu yetki ortak olmayan kimselere de birakilabilir.

Cevap 22: Müteselsil Borçluluk : Borçlulardan her birinin borcun tamamindan sorumlu oldugu bir birlikte borçluluk seklidir.

Yasa geregi sözkonusu olabilecegi gibi, sözlesmeden de kaynaklanabilir. Ticari islerin disinda müteselsil borçluluk yoktur. Alacakli borçlular arasinda teselsülün varligini kanitlamak zorundadir.

Alacakli alacaginin tamamini müteselsil borçlulardan herhangi birisinden isteyebilir. Borçlulardan biri ödeme yaptigi taktirde sona eren borç oraninda diger müteselsil borçlularda borçtan kurtulur. Borcun tamaminin ödenmesiyle müteselsil borçluluk sona erer.

Cevap 23: Çek, Bono ve aralarinda ki farkliliklar;

Çek :

-Bir ödeme aracidir.

-Çifte yetki veren bir havaledir.

-Üç kisi vardir.

-Kesideci (düzenleyen)

-Muhatap (ödeyecek olan borçlu)

-Lehdar (ödenecek kisi)

-Vade yoktur, ibraz süreleri vardir.

-Damga vergisine tabi degildir.

Bono :

-Bir ödeme vaadidir.

-Bir kredi aracidir.

-Iki kisi vardir.

-Kesideci (ödemeyi taahhüt eden kisi)

-Lehdar (ödenecek kisi)

-Bono da vade sözkonusudur. Poliçenin vadeye iliskin hükümleri geçerli-

dir. Yani vade ihtiyaridir. Vadi yoksa ibrazinda ödenir. Belli ibraz süreleri de olabilir.

-Damga vergisine tabidir.

Cevap 24: Idari yargi mercileri ve görevleri.

Danistay : Ilk derece mahkemesi olarak kanununda belirtilen kanularda açilan iptal ve tam yargi davalarina bakar.

Uyusmazlik yeri olarak idari yargi yerleri arasinda çikan görev ve yetki uyusmazliklarini çözümler.

Içtihat birligini saglamak için ihtihadi birlestirme karari alabilir.

Bölge Idare Mahkemesi : Yargi çevresinde ki idare ve vergi mahkemesinde tek hüküm tarafindan verilen kararlari itiraz üzerine inceler ve kesin olarak karara baglar. Temyiz yeri olarak görev yapar.

Idare ve Vergi mahkemesi : Idari yargi alaninin ilk derece mahkemeleridir.

Idare mahkemeleri (vergi mahkemesi ile danistayin ilk derece mahkemesi olarak baktiklari hariç) iptal ve tam yargi davalarini çözümler. Yani genel görevli mahkemelerdir.

Vergi mahkemesi ilk derece özel görevli(vergi alaninda) mahkemelerdir. Her türlü vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ve bunlarin zam ve cezalarina iliskin davalar ile 6183 sayili kanunun uygulanmasina iliskin davalara bakar.

Askeri Yüksek Idare Mahkemesi : Askeri olmayan makamlarca tesis edilmis olsa bile asker kisileri ilgilendiren ve askeri hizmede iliskin idari islem ve eylemlerden dogan uyusmazliklarin yargi denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesidir.

Cevap 25: Kidem Tazminatinin Ödenmesinin Kosullari ve Miktarinin Hesabi:

Kosullar:

a) Hizmet akdinin kanunda belirtilen nedenlerler feshedilmis veya sona erdirilmis olmasi;

-Isveren tarafindan is akdinin is kanunun m 17/2’de belirtilen sebepler (ahlak ve iyi niyet kurallarina uymayan haller ve benzerleri) disinda feshi.

-Isçi tarafindan is kanunu md.16’ya göre feshi.

-Muvazzaf askerlik hizmeti nedeniyle feshi,

-Bagli bulunduklari kanunla kurulu kurum veya sandiktan yaslilik, emeklilik veya malüllük ayligi, yahut toptan ödeme almak amaciyla feshi,

-Kadin isçinin evlendigi tarihten itibaren bir yil içinde akdi sona erdirmesi-isçinin ölümü.

b) En az bir yil çalismis olmak(ise baslama tarihinden itibaren miktari)

Cevap 26: Sözlesme yapma vaadi(önsözlesme):

Birsözlesmenin ileride yapilmasi mecburiyetini doguran sözlesmelerdir.

Bir sözlesme vaadinden söz edilebilmesi için daha sonra yapilacagi vadedilen asil sözlesmeninborçlandirici islem niteligini tasimasi gerekir. Ön sözlesmenin geçerli olabilmesi için, ileride yapilacak sözlesmenin esasli unsurlarini içermesi ve yapilacak sözlesmeyi yasa bir sekle tabi kilmissa ön sözlesmenin de bu sekle uyularak yapilmasi gerekir.

Ön sözlesme, asil sözlesmenin yapilmasini isteme hakkini verir. Karsi taraf sözlesmeyi yapmaktan kaçinirsa, diger taraf dava açabilir ve mahkemenin verecegi karar kaçinan tarafin iradesinin yerine geçer.

Cevap 27: Kusursuz Imkansizlik;

Geçerli olarak kurulmus bir borç iliskisinde edim sonradan imkansiz hale gelirse kusursuz imkansizlik sözkonusudur. Borç sözlesmesinin yapildigi anda borcun konusunda imkansizlik varsa kusursuz imkansizlik degil, borç iliskisi-

nin hükümsüzlügü sözkonusudur.

Kusursuz imkansizlikta borcun ifasinin cebri icra yoluyla elde edilemeyecek duruma gelmesi söz konusudur. Bu durumda borç iliskisinin devami mümkün degildir ve borç sona erer.

Ancak ifa imkansizliginin ortaya çikmasinda hiçbir kusurun olmamasi gerekir. Ifa imkansizligi borçlunun kusurundan ileriye gelmisse borç sona ermez. Sadece borcun içerigi degisiklige ugrar ve ifasi imkansizlasan edimin yerini alacaklinin zararini tanzim yükümlülügü alir.

Cevap 28: Vergi mahkemelerinde vergi uyusmazliklarindan dogan davalarin açil-

masi dava konusu vergi, resim ve harçlarla bunlarin zam ve cezalarinin tahsil islemlerini durdurur. Ancak;

-I.Y.I.K’nun 26.Maddesinin 3.fikrasina göre islemden kaldirildigi için tahsil islemlerine devam olunan vergi dosyalarinin yeniden isleme konulmasi,

Ihtirazi kayitla verilen beyannameler üzerine yapilan islemlerle tahsilat islemlerinden dolayi açilan davalar

tahsilat islemlerini durdurmaz. Bunlar hakkinda yürütmenin durdurulmasi istenebilir (I.Y.I.K md 28/3)

(I.Y.I.K md 26-3 Davacinin gösterdigi adrese tebligat yapilamamasi halinde yeni adresin bildirilmesine kadar dava dosyasi islemden kaldirilir. Dosyanin islemden kaldirildigi tarihten itibaren bir yil içinde yeni adres bildirilerek yeniden isleme konulmasi istenmedigi takdirde davanin açilmamis

sayilmasina karar verilir.)

Cevap 29: A.S.Genel Kurul kararlarina karsi;

-Pay sahipleri Genel Kurul Toplantisina katilmis olan pay sahipleri ancak, "karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirtmek" kosulu ile iptal davasi açabilirler. Toplantiya katilmayan pay sahipleri ise su hallerde iptal davasi açabilirler.

-Toplantiya davet usulü dairesinde yapilmamis veya gündem geregi gibi ilan veya teblig edilmemisse,

-Genel kurul toplantisina katilma yetkisi bulunmayan kimseler karara istirak etmemislerse,

-Genel kurul toplantisina haksiz olarak alinmamis veya toplantidan çika-

rilmislarsa,

-Yönetim Kurulu,

-Yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler (kararlarin icrasi, sahsi sorumlu-

luklarini gerektirdigi taktirde)

Dava açabilirler. Dava açma süresi karar tarihinden itibaren 3 aydir.

Genel kurul kararlarina karsi genel kurul kararinin;

-Kanun hükümlerine,

-Sirket ana sözlesme hükümlerine

-Objektif iyi niyet esaslarina

Aykiri oldugu durumlarda (iddialari ile) açilabilir.

Cevap 30: Para borçlari, ödeme zamaninda (vade gününde) mesai saatleri içinde

alacaklarinin ikametgahinin bulundugu yerde ödenir.

Cevap 31: Taraflardan biri, iddiasini sadece karsi tarafin defterleriyle ispat etmek istedigini, yani karsi tarafin (hasmin) ticari defterlerinin içerigini kabul edecegini mahkeme önünde bildirirse (delilin hasri), bu durumda bazi sartlarin varligi halinde, karsi tarafin ticari defterleri kendi aleyhine delil teskil eder. Ancak bunun için, delilini hasreden tarafin tacir olmasi sart degildir.

a) Her iki tarafda tacir olmalidir.

b) Uyusmazlik her iki tarafinda defterlerine geçirmesi gereken bir ticari isten kaynaklanmalidir.

c) Defterler kanuna uygun tutulmus olmalidir.

d) Defter kayitlari birbirini dogrulamalidir.

e) Karsi taraf ileri sürülen iddiayi kendi defter kayitlari veya diger geçerli kanitlarla çürütememis olmalidir.

f) Defter sahibi yemin etmis olmalidir.

Cevap 32: Bono bir ödeme vaadidir.

Bonoda iki kisi vardir. Kesideci ve Lehdar;

Kesideci belli bir miktar parayi ödemeyi taahhüt eden kisidir. Kesideci ayni zamanda senedin muhatabidir, borçlusudur.

Bono, poliçe gibi bir kredi aracidir. Kesideci borcunu ilerdeki bir tarihte ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu nedenle, poliçede vadeye iliskin hükümler bonolar hakkinda da uygulanir. Yani, vade ihtiyari bir unsurdur. Vade yoksa bononun ibrazinda ödenmesi gerekir. Eger vade varsa bunun kanunun öngör-

dügü gibi olmasi gerekir. Bonoda vade;

-Görüldügünde,

-Görüldükten muayyen bir süre sonra

-Keside gününden muayyen bir gün sonra,

-Muayyen bir günde

ödenmek üzere düzenlenebilir.

Bono damga vergisine tabidir.

Cevap 33: Bölge idare mahkemelerinin görevleri;

Bölge idare mahkemeleri;

a) Yargi çevresindeki idare ve vergi mahkemelerinde tek hakim tarafindan

verilen kararlarini itiraz üzere inceler ve kesin olarak hükme baglar.

b) Yargi çevresindeki idare ve vergi mahkemeleri arasinda çikan görev ve yetki uyusmazliklarini kesin karara baglar.

c) Diger kanunlarda verilen görevleri yerine getirirler.

Cevap 34: Bildirimsiz fesih:

Hizmet akdinin hakli sebeple derhal sona erdirilmesidir. "Bildirimsiz"

kalemini sözlesmeyi sona erdirmek konusundaki irade beyaninin karsi tarafin yöneltilmeksizin sonuç doguracagi anlaminda degil de, feshin bir süreye bagli olarak önceden bildirilmesinin gerekmedigi, yani irade beyaninin karsi tarafa

ulasmasi üzerine bir sürenin geçmesi beklenilmeksizin akdin derhal sona erdi-

rilecegi anlamindadir.

Bildirimsiz fesih nedenleri isçi açisindan Is K. Md 16’da isveren açisindan md 17’de düzenlenmistir.

Her iki madde de hizmet akdini derhal fesih imkani veren nedenler üç grupta toplanmistir.

-Saglik sebepleri

-Ahlak ve iyiniyet kurallarina uymayan halleri ve benzerleri,

-Zorlayici sebepler.

Bildirimsiz fesih için kanunda belirtilen bu sebeplerden birinin varligi sarttir. Sözlesmeyi fesheden taraf uyusmazlik halinde bu sebebi kanitlamakla yükümlüdür.

Is K. md.18’e göre "16 ve 17.maddelerde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarina uymayan hallere dayanan isçi ve isveren için taninmis olan akdi fesih yetkisi iki taraftan birinin bu çesit davranislarda bulundugunu öbür tarafin ögrendigi günden baslayarak alti isgünü geçtikten ve herhalde fiilin vukuundan itibaren bir sene sonra kullanilamaz.

Bu haller sebebiyle isçi yahut isverenden hizmet akdini yukaridaki fikranin süresi içinde feshedenlerin diger taraftan tazminat haklari saklidir.

Cevap 35: Kanunlarin yürürlüge girecegi tarih, genellikle kanun metninde açikça belirtilir. Aksi taktirde kanun Resmi Gazete’de yayimini izleyen günden itibaren 45 gün içinde yürürlüge girer.

Yine yasa metninde kanun yürüklükten kalkacagi tarih açikça belirtilir. Bu durum (açikça yürürlükten kaldirma)dir. Anca çogu kez kanunlar üstü kapali (zimni) olarak yürürlükten kaldirilir.

-Önceki yasa genel, sonraki yasa özelse; sonraki yasa kendi alanina giren konularda önceki yasayi yürürlükten kaldirir.(özellik/genellik iliskisi)

-Hem önceki yasa hemde sonraki yasa genelse; sonraki yasa önceki yasanin kendisine aykiri kurallarini yürüklükten kaldirir (zaman iliskisi)

Yasalar geçmise etkili olmaz. Yani yasa yürürlüge girdigi tarihten sonraki olay ve kisilere uygulanir.(Yasalarin geriye yürümemesi ilkesi) kazanilmis haklar saklidir. Bu, hukuk güvenligi ilkesinin zorunlu bir sonucu-

dur. Bu ilke yani hukuk güvenligi ilkesi Hukuk Devletinin teminatidir.

Cevap 36: Ortaklardan her biri ayri ayri sirketi idare yetsinise sahiptir. Ancak sirket sözlesmesinde bu hak, ortaklardan birine veya birkaçina yahut hepsine verilebilir.

Sirketi idare yetkisine sahip olan ortaklar, sirketin amacinin ve konusunun gerektirdigi mutad (alisilmis) islem ve isleri yapabilirler. Hatta sirketin menfaatine uygun gördükleri islerde sulh, feragat ve kabul ile tahkime bile yetkilidirler.

Buna karsilik bagislamada bulunmak, sirket konusuna dogrudan dogruya girmiyorsa tasinmazlari satmak, satin almak ve teminat göstermek gibi fevkalade (olagandisi) islem ve islerin yapilabilmesi için tüm ortaklarin ittifaki sarttir.

Cevap 37: SSK’nin 2.md’ne göre "bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç isveren tarafindan çalistirilanlar bu kanuna göre sigortali sayilirlar" Bununla beraber, SSK bir yandan hizmet akdinden baska bir hukuki iliski içinde çalisanlari da kapsamina almis, diger yandan hizmet akdiyle çalistiginda kusku bulunmayan bir kisim kisileri ise kapsam disi birakmistir.

SSK bakimindan sigortali sayilanlar sunlardir;

-Hizmet akdiyle çalisanlar (SSK, istisna hükümleri/md.3 disinda kalmak sartiyla hizmet akdiyle çalisan herkesi kapsamina almistir.)

-Koruma bekçileri

-Sigortalinin yakinlari

-Sanatçilar

-Genelev kadinlari.

Sosyal Sigorta türleri:

1. Is kazalari ile meslek hastaliklari sigortasi

2. Hastalik sigortasi

3. Analik sigortasi

4. Malüllük sigortasi

5. Yaslilik sigortasi

6. Ölüm sigortasi

7. Issizlik Sigortasi

Cevap 38: Haksiz Fiil.

Haksiz fiil, bir kisinin hukuka aykiri davranisla kasten veya ihmal sonucu bir baska kisiye zarar vermesidir. Böyle bir davranis sonucunda zarar veren kisi için bir tazmin borcu sözkonusu olabilecektir. Unsurlari sunlardir;

a) Hukuka aykiri fiil: Zarara yol açan fiil mutlaka hukuka aykiri olmalidir. Ancak kamu erkinin yasal sinirlar içinde kullanilmasi, hakli savunma, kendi haklarini korumak için kuvvet kullanma, özel hukuktan dogan bir hakkin kullanimi, zarar görenen rizasi ve zorda kalma hallerinde hukuka aykirilik ortadan kalkar.

b) Zarar : Haksiz fiilden dolayi tazmin yükümlülügünün dogmasi için ortada bir zarar olmasi gerekir. Zarar maddi ve manevi olabilir. Maddi zarar malvarliginin mevcut durumu ile haksiz fiilin önceki durumu arasindaki farki ifade eder. Manevi zararda ise kisinin sahsiyet haklarina tecavüz sözkonusudur. Zarar görenin zararinin varligini ispatlamasi gerekir.

c) Kusur : Kusur, hukuka aykiri sonucun istenmesi (kast) veya bu sonucu önlemek için gerekli iradenin gösterilmemesidir (ihmal). Temyiz kudretine sahip olan bir kisi kusur ehliyetine sahiptir ve haksiz fiilden sorumlu tutulabilir. Bazi istisnai durumlarda temyiz kudretinden yoksun olanlarda sorumlu tutulabilir.

d) Nedensellik bagi: Haksiz fiil dolayisiyla tazmin borcunun dogabilmesi için haksiz fiil ile zarar arasinda nedensellik baginin bulunmasi, yani zararin bu fiilden meydana gelmesi sarttir. Bu sebepten dolayi hayat tecrübelerine göre böyle bir sonucun dogmasi mümkün (beklenebilir) olmalidir.

Cevap 39: Müteselsil kefalet:

Müteselsil kefalet, alacakli tarafindan asil borçluya basvurulmaksizin dogrudan dogruya kefil aleyhine takibe geçilebilmesine imkan saglayan bir kefalet çesididir. Müteselsil kefalete kefil, tartisma ve rehnin paraya çevrilmesi def’ilerini ileri süremez, yani bu hakkindan feragat etmistir.

Kefil asil borcu ödeyince, alacaklinin haklarina halef olur.

Adi kefalette, asil borçlu takip edilmeden kefile basvurmak mümkün degildir. Oysa müteselsil kefalette alacakli, asil borçluya basvurmadan dogrudan dogruya kefile basvurmak hakkina sahiptir.

Adi kefalette, teminat altina alinan alacak daha önce (veya ayni zamanda) bir rehinle temin edilmis ise kefil, ilk önce rehnin paraya çevrilmesini talep edebilir. Yani rehnin paraya çevrilmesi def’ini ileri süre-

bilir. Oysa müteselsil kefalette bu def’iyi ileri sürmek mümkün degildir.

<IMG border=0 alt=IP src="file:///C:UsersOKAN~1.YILAppDataLocalTempmsohtmlclip11clip_image001.png" width=1 height=1 v:shapes="_x0000_i1029">

 

<IMG border=0 alt="Alıntı Aydin Çakar" src="file:///C:UsersOKAN~1.YILAppDataLocalTempmsohtmlclip11clip_image002.png" width=59 height=20 v:shapes="_x0000_i1030"> <IMG border=0 alt=Cevapla src="file:///C:UsersOKAN~1.YILAppDataLocalTempmsohtmlclip11clip_image003.png" width=58 height=22 v:shapes="_x0000_i1031"><IMG border=0 alt=bullet src="file:///C:UsersOKAN~1.YILAppDataLocalTempmsohtmlclip11clip_image004.png" width=10 height=10 v:shapes="_x0000_i1032"> Gönderim Zamanı: 07/Haziran/2006 Saat 11:40

Cevap 40: Ihtiyati Haciz:

Ihtiyati haciz, alacaklinin bir para alacaginin zamaninda ödenmesini güvence altina almak için mahkeme karari ile borçlunun mallarina (önceden) geçici olarak el konulmasidir. Alacakli borçlunun borcunu zamaninda ödeyece-

ginden emin degilse ilk önce borçlunun mallarina ihtiyati haciz koydurur; ondan sonra davasini açar veya ilamsiz icra takibini yapar. Alacakli, açtigi davayi kazanir ise veya yaptigi ilamsiz icra takibi kesinlesirse artik borçlunun mallarini haczettirmek için ugrasmaz. Daha önce ihtiyati haciz konmus olan mallarin satisi islemleri yapilir. Su durumlarda ihtiyati haciz uygulanir:

1) Alacagin vadesi gelmis ise (alacak muaccel ise) ve alacak için bir rehin yoksa, alacakli mahkemeye basvurarak ihtiyati haciz karari aldirabilir.

2) Alacagin vadesi henüz gelmemis ise (alacak muaccel ise) alacakli kural olarak borçlunun mallarina ihtiyati haciz konulmasini isteyemez. Ancak alacakli, asagidaki nedenlerden birinin varligi halinde vadesi gelmemis bir alacak için ihtiyati haciz karari alinmasi amaciyla mahkemeye basvurabilir.

-Borçlunun belli bir ikametgahi yoksa

-Borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amaciyla mallarini gizlemeye, kaçirmaya hazirlanmasi veya borçlunun kendisinin hazirlanmasi sözkonusu ise.

Cevap 41: Idare ve Vergi Mahkemeleri,

Idare ve vergi mahkemeleri, idari yargi alaninin ilk derece mahkemeleri-

dir.

Idari mahkemeler : Vergi mahkemelerinin görevlerine giren davalarla ilk derecede danistay’da çözümlenecek olanlar disindaki iptal ve tam yargi davalarini çözümler. Yani idare mahkemeleri genel görevli mahkemelerdir.

Vergi mahkemeleri: Genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunlarin zam ve ceza-

lari ile tarifelere iliskin davalari ve bu konularda 6183 sayili A.A.T.U.H.K’

un uygulanmasina iliskin davalari çözümler. Yani vergi mahkemeleri özel görev-

li mahkemelerdir.

Idare ve vergi mahkemelerinin tek hakim tarafindan verilmis kararlarina karsi itiraz edilecek mercii Bölge Idare Mahkemeleridir. Yani idare ve vergi mahkemelerinin tek hakimli kararlarinin temyiz yeri bölge idare mahkemeleri-

dir.

Idare ve vergi mahkemelerinin, itiraz yoluyla bölge idare mahkemelerine gidilemeyen kararlarinin temyiz yeri ise Danistay’dir. Yani, idare ve vergi mahkemelerince nihai olarak verilmis olan ve aleyhine itiraz yoluyla bölge

idare mahkemelerine gidilemeyen kararlar Danistay’da temyiz edilir.

Cevap 42: Kollektif sirketlerin temel özellikleri ve kurulusu.

Ticaret kanununun 153.maddesinde kollektif sirket söyle tanimlanmistir.

"Ticari bir isletmeyi bir ticaret adi altinda isletmek amaciyla gerçek kisiler arasinda kurulan ve ortaklardan hiçbirinin sorumlulugu, sirket alacak-

larina göre sinirlandirilmamis olan sirket kollektif sirkettir". Bu tanimdan sirketin temel özelliklerini su sekilde siralayabiliriz.

1-Ticari isletmeyi isletmek amaciyla kurulurlar.

2-Bir ticaret ünvanlari vardir.

3-Gerçek kisiler tarafindan kurulurlar. Yani tüzel kisiler kollektif sirkete kurucu ve ortak olamazlar.

4-Her bir ortak sirket alacaklilarina karsi sinirsiz sorumludur. Bu bakimdan ortaklar arasinda fark yoktur.

Kurulusu:

Sirketin kurulmasi için öncelikle ortaklar tarafindan bir sirket sözles-

mesi hazirlanir. Bu sözlesmenin yazili olmasi ve imzalarin noter tarafindan tasdiki sarttir.

Kollektif sirketi kuranlar buna ait sirket sözlesmesinin noterlikçe tasdikli bir suretini tasdik tarihinden itibaren (15) gün içinde sirket merke-

zinin bulundugu yerdeki ticaret siciline vermek ve sirketin tescilini istemek

zorundadirlar. Suret, sicil dairesinde saklanir ve yasanin sözlesmede bulunma-

sini emrettigi kayitlar ile diger hususlar tescil ve ilan edilir. Kollektif sirket, ticaret siciline tescil ile tüzel kisilik kazanir.

Cevap 43: Takas, sartlari ve hükümleri;

Takas, iki kisi arasindaki ayni cinsten karsilikli borçlarin, taraflarindan birinin tek tarafli beyaniyla sona erdirilmesidir. Böylece takas, ifanin masraf ve külfetine katlanmadan, her iki tarafi da borcunu ifa etmis ve alacagini tahsil etmis duruma getirir.

Sartlari :

1- Taraflar birbirinden alacakli olmalidir. Yani karsilikli borçluluk olmalidir. Taraflar birbirinden hem alacakli hem borçlu durumundadir.

2- Taraflarin birinden olan alacaklarinin konusu ayni cinsten olmalidir. Bu sarta en uygun alacaklar para alacaklaridir.

3- Borçlarin istenebilir (muaccel) olmasi gerekir. Takas beyaninda bulunan kisinin alacaginin muaccel, karsi tarafin alacaginin ifa edilebilir olmasi da yeterlidir.

4- Takastan feragat edilmis olmamalidir. Bir borçlu B.K md.124’e göre önceden takastan feragat edebilir. Böyle bir durumda diger sartlar olsa dahi takas gerçeklesemez.

Cevap 44: Fiil ehliyeti yönünden Tüzel Kisiler:

Tüzel kisiler de gerçek kisiler gibi fiil ehliyetine sahiptirler. Ancak

tüzel kisiler, iradelerini organlari araciligi ile açiga vururlar. Organlar, hukuki tasarruflari ve eylemleri ile tüzel kisiligi borç altina sokarlar. Fakat yapilan bu islemlerin, tüzel kisilerin faaliyet alani ve amaciyla ilgili olmasi gerekir. Tüzel kisinin amaç disi islemi onun ehliyet disi islemi sayilip, tüzel kisiyi baglamayacaktir.

Diger taraftan, tüzel kisiler, organlarin kusurlarindan dogan zararlardan sahsen kendileri sorumlu olurlar. Bununla beraber organin kusuru varsa, zarar gören tüzel kisi yaninda organa da basvurulabilir. (Zincirleme sorumluluk).

Cevap 45: Tam yargi davasi ve Iptal davasi ile farkliliklari:

Idari yargilama usül kanununda, idari eylem ve islemden dolayi haklari muhtemel (bozulmus) olanlar tarafindan açilacak davalar tam yargi davasi olarak nitelendirilmistir. Ayrica genel hizmetlerden birinin yürütülmesi için yapilan idari sözlesmelerden dolayi taraflar arasinda çikan uyusmazliklara iliskin davalar da tam yargi davasi kavrami içinde yer almaktadir. Kisaca, idari islemlerden, idari eylemlerden ve idari sözlesmelerden dogan "hak ihlali (hakkin zarar görmesi)" ile ilgili davalar tam yargi davalaridir.

Iptal davasi ile farkliliklari;

1- Tam yargi davasi ile iptal davasi arasinda ki en önemli farklilik, tam yargi davasinda dava açilabilmesi için "hakkin ihlal edilmis(zarar görmüs) olmasi"nin aranmasidir. Oysa iptal davasinin açilabilmesi için davacinin "menfaatinin ihlal edilmesi" yeterlidir. "hakkin ihlali" gerekmez.

2- Iptal davasina sadece idari islemler konu olabildigi halde, tam yargi davasina idari islemler, idari eylemler ve idari sözlesmeler konu olabilirler.

3- Iptal davasinda islemin iptali istendigi halde, tam yargi davasinda davaciya bir hakkin yerine getirilmesi, saldirinin durdurulmasi, eski durumun geri getirilmesi ya da ugranilan zararin tazmini gibi imkanlar taninmistir.

4- Iptal davasinin dogurdugu sonuçtan taraflar disinda ilgili diger kisilerde yararlandigi halde, tam yargi davasinda sonuçtan sadece davanin taraflari yararlanir.

Cevap 46: Sinirli ehliyetlilerin yaptiklari hukuki muameleler:

Bunlar fiil ehliyetinin üç kosuluna da sahip kisilerdir. Aslinda tam ehliyetlidirler, ancak yaptiklalir bazi islemlerin geçerli olabilmesi için belirli bir makani veya kendilerine atanmis kanuni müsavirin onayi gerekmek-

tedir.

Evli kadinlar ile kendilerine kanuni müsavir tayin edilenlerin durumuna girer. Evli kadinin kocasi lehine üçüncü kisilere karsi borç altina girmesi için sulh hakiminin onayi zorunludur. Kendilerine kanuni müsavir tayin edilenlerde bazi hukuki muameleleri yapabilmek için (tasinmaz mal alim satimi, kiymetli evrak alim satimi, ödünç verme ve alma bagislama, kefalet gibi) kanuni müsavirlerinin onayini almak zorundadirlar.

Sinirli ehliyetsizlerin yaptiklari muameleler:

Bunlar temyiz kudretine sahip olmakla birlikte resit olmayan ve kisitli olan kimselerdir. bu kisilerin hukuki islem ehliyeti yönünden durumlarini üçlü ayrim yaparak ele almak gerekmektedir.

1- Kendi baslarina yapabilecekleri islemler: Sinirli ehliyetsizler bazi hukuki muameleleri hiçbir makamin onayina gerek duymaksizin tek baslarina yapabilirler. Bunlar kendilerine karsiliksiz kazandirma saglayan islemlerdir. (bagislamanin kabulü, borçtan ibra edilme, irazsiz olarak bir alacagi devral-

ma gibi)

2- Yasal temsilcisinin izniyle kendilerinin yapacagi veya sinirli ehli-

yetsizler adina yasal temsilcilerinin yapacagi muameleleri sinirli ehliyetsiz-

ler, karsiliksiz kazandirmalarla kisiye siki biçimde bagli haklarin kullanil-

masi disinda kalan tüm muameleleri yasal temsilcinin araciligiyla veya onayi ile yapabilirler. Bu islemleri ya sinirli ehliyetsizler adina yasal temsilci-

leri yapar veya yasal temsilcinin onayiyla dogrudan sinirli ehliyetsiz kisi yapar. Onay yasal temsilci tarafindan islem yapilmadan önce verilmisse izin, sonra verilmisse icazet olur. Sayet yasal temsilcinin onayi alinmadan bir islem yapilmissa bu islem askida hükümsüzdür. (tek tarafli baglamazlik). Yasal temsilci sonradan bu isleme icazet verirse, islem yapildigi andan itibaren geçerli olur. Eger icazet verilmezse, islem yapildigi andan itibaren geçersiz sayilir.

3- Yasak islemler: Bazi muameleleri ne sinirli ehliyetsiz kisinin kendisi ne de yasal temsilcisi yapamaz. Mal bagislanmasi, vakfedilmesi ve sinirli ehliyetsiz hesabina kefalet yapilmasi bu tür muamelelerdir.

Cevap 47: Müteselsil borçluluk: Borçlulardan her birinin borcun zamanindan sorumlu oldugu, fakat borçlulardan birinin ifasiyla digerinin borçtan kurtul-

dugu bir birlikte borçluluk halidir.

Müteselsil borçluluk yasadan veya sözlesmeden dogar. Ticari islerin disinda müteselsil borçluluk karnesi yoktur. Alacakli, borçlular arasinda teselsülün varligini kanitlamak zorundadir.

Alacakli, alacagin müteselsil borçlulardan herhangi birinden isteyebi-

lir. Müteselsil borçlulardan birisinin borcu ödemesi diger müteselsil borçlulari da borçtan kurtarir.

Borç kismen ödenmisse bütün müteselsil borçlular ödenen kisim kadar borçtan müteselsilen kurtulurlar.

Yasada aksi bir hüküm gösterilmemisse veya müteselsil borçlular arasinda baska bir çözüm kararlastirilmamissa, müteselsil borçlulardan her biri, alacakliya yapilan ödemeden esit bir payi üzerine almak zorundadir. Böylece alacakliya payini asan bir ödemede bulunan borçlu, fazla kisim için diger borçlulara rücu edebilir.

Cevap 48: a) Temyiz Kudreti: Makul suretle davranma yetenegi olarak belirtile-

bilir. Herhangi bir nedenden (yas küçüklügü, akil hastaligi, sarhosluk vs) dolayi makul suretle davranma iktidarindan yoksun olmayan herkes mümeyyiz (sezgin) sayilir. Sezginlik fiil ehliyetinin en önemli kosuludur. Bu kosul yoksa, kisi tam ehliyetsizdir.

b) Kanuni ikametgah: Kisinin yerlesme niyeti gözönüne alinmaksizin, belirli bir yerini yasa tarafindan onun ikametgahi sayilmasidir. Burada zorunlu bir ikametgah tayini sözkonusudur. Örnek: evli kadinlarin ikametgahi kocalarininki, çocuklarin ikametgahlarinin ana-babalarininki gibi…

c) Tacir: Bir ticari isletmeyi, kismen dahi olsa kendi adina isleten kimsedir. Anlasilacagi gibi tacirden bahsetmek için bir ticari isletme ve bir ticari isletmenin kismen dahi olsa o kisi adina isletilmesi gerekmektedir. Tacirler tacir olmanin sonuçlarina tabidirler.

d) Defi: Davalinin savunma imkanlarindan biridir. (digeri itiraz). Defi kisaca, davalinin davacinin hakkinin varligina karsi çikmamasi, fakat özel bir sebebe dayanarak borçlu oldugu edimi yerine getirmekten kaçinma hakkina sahip oldugunu ileri sürmesidir. En tipik örnegi zamanasimi defidir. Defi hakkinin mutlaka haksahibi tarafindan ileri sürülmesi gerekir. Hakim bu hakki resen dikkate almaz.

Cevap 49: Idari yargi yerleri sunlardir;

-Danistay, -Bölge idare mahkemeleri.

-Idare ve vergi mahkemeleri

-Yüksek Askeri idare mahkemesi,- sayistay

Idari yargi dava türleri ile bu davalarin hangi nedenlerle kimler tarafindan açilacagi hususlari ise asagida açiklanmistir.

Iptal davasi : Idari islemler hakkinda yetki, sekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykiri olduklarindan dolayi iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafindan açilan davalardir. Iptal davasinin baslica özelliklerini su sekilde siralayabiliriz:

-Iptal davasi ancak hukuka aykirilik durumunda açilabilir.

-Bu davanin açilabilmesi için davacinin "menfaatinin ihlal edilmesi" yeterlidir.

-Idarenin ancak "yürütülmesi gerekli" ve "tek yanli" islemleri bu davaya konu olur.

Tam yargi davasi: Idari eylem ve islemden dolayi haklari muhtel (bozulmus) olanlar tarafindan açilan davalardir. Bu durumun açilabilmesi için "hakkin ihlal edilmis (zarar görmüs) olmasi" gerekmektedir. Idari eylem ve islemlerin yani sira idari sözlesmelerde bu davanin konusunu olusturur.

Cevap 50: Ticaret sirketlerinin temel özellikleri:

-Ticaret sirketleri, kendisini meydana getiren kisilerle ayni bir tüzel kisilige sahiptirler. Ayni bir tüzel kisilik yoksa ibr adi sirket sözkonusudur

– Ticaret sirketleri tacir sinifini tasirlar ve dolayisiyla, tacir olmanin sonuçlarina tabidirler.

Ticaret sirketleri iki ana grupta toplanir:

1-Sahis sirketleri : Bu tür sirketlerde kisiler ön plana çikmaktadir. Kollektif sirketler ve adi komandit sirketler bu tür sirketlerdir.

2-Sermaye sirketleri: Bu tür sirketlerde kisiler degil, getirdikleri sermaye önem tasimaktadir. Anonim sirketler, Limited sirketler ve payli (sermayesi paylara bölünmüs) komandit sirketler bu tür sirketlerdir.

Cevap 51: a) Kefile Kefalet: Alacakliya karsi daha önce kefil olmus veya olacak kimsenin borcunun tekeffül etmesidir. Akit, kefile kefil ile alacakli arasinda yapilmaktadir. Ilk kefil ise asilborçlu durumundadir.

b) Sebepsiz zenginlesme: Bir kisinin malvarliginda hakli bir sebep olmaksizin bir diger kisinin malvarligi aleyhine meydana gelen çogalmadir.

Sebepsiz zenginlesmeden söz edilebilmesi için bir kimsenin malvarliginda çogalma olurken, bir diger kimsenin malvarliginda azalma olmasi, bu iki durumun olusmasinda bir illiyet bagi bulunmasi ve zenginlesmenin hakli bir nedene dayanmamasi gerekir.

c) Butlan: Kesin hükümsüzlüktür. Belli bir sakatlik nedeniyle bastan itibaren kendisine baglanan hukuki sonuçlari dogurmayan ve geçerli hale geti-

rilemeyen islemlerdir. Baslica butlan nedenleri sunlardir; Ehliyetsizlik, sekle aykirilik, muvazaa, sözlesmenin konusunun emredici hükümlere, kamu düzenine, ahlaka, kisilik haklarina aykiri ve imkansiz olmasi.

d) Tüzük: Yazili hukuk kaynaklarindandir. Tüzükler, Bakanlar kurulu tarafindan yasanin uygulanmasini göstermek veya emrettigi isleri belirtmek üzere, yasalara aykiri olmamak ve Danistay’in incelemesinden geçirilmek sartiyla çikarilir ve yasalar gibi yayimlanir.

</DIV>

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir