Finans, Muhasebe, Vergi...
Yönetim ve Organizasyon

Stratejik Planlamadaki Engeller

Teknoloji ve iletişim olanaklarının gelişimi, kuşkusuz insanların hayatını giderek kolaylaştırır, Bu, özellikle yeni teknoloji ve know-how geliştirme konusunda kısıtlı imkânlara sahip aile şirketleri­, dünyanın en ücra köşesindeki en son bilgi ve teknolojiden haberdar olmaları açısından oldukça önemli. Ancak globalleşmenin sunduğu bu fırsatların yanında artan rekabet, günümüz aile şirketlerini zorluklarla karşı karşıya bırakıyor. Öyle ki bugün aile şirkerleri, sadece kendi lokal pazarlarındaki rakip­leri ile değil kimsenin adını bile duymadığı bir ülkenin küçücük kasabasındaki aynı ürünü üreten başka ­bir aile şirketi ile rekabet eder hale geldiler.

İsteyen herkesin aradığı bir ürünü, dünyanın öbür ucundaki bir işletme tarafından üretildiği bilgisine ulaşması, hatta bu ürünün o şirket tarafından adresine kadar teslim edilmesi imkanı, aile şirketlerini zor­luyor. Bu nedenle aile şirketi, sürekli olarak talep edilecek bir ürünü, en iyi fiyatla pazar; sunmaya çalışıyor. İşte stratejik planlama da, bu zorlukların başarı ile aşılması için uzmanların aile şirketlerine verdikle­ri tavsiyelerin odağında yer alıyor. Stratejik planlama, sadece aile şirketlerinin kurtuluşu için bir reçete de­ğil elbette. Bugün ekonomik faaliyet yürüten her türlü kurulu§un kamuoyu ile paylaştığı ya da kısmen de olsa paylaşmadığı bir stratejik planlaması var mutlaka.

Sonuçların Planlanması
Devlet Planlama Teşkilatı’nın "Bir şirketin bulunduğu nokta ile ulaşmayı hedeflediği nokta ara­sındaki yolu ’ifade eder" şeklinde tanımladığı stratejik planlamayı kimileri "Ulaşılmak istenen sonuçların planlanması’; §eklinde tanımlıyor. Yönetim bilimin­de ise en yalın biçimi ile "Bir kurumun amacına ulaşmak için izleyeceği yollar" olarak ifade edilen stratejik planlamaya, bütün devlet politikalarının anlatıldığı metinlerde, her türlü kurum ve kuruluşun faaliyet raporlarında, ya da yönetim kurulu toplantı tutanaklarında defalarca rastlamak mümkün. Stratejik planlama, sadece kurumlar için değil ki§iler için de geçerli olabilir. İlerleme sağlamak isteyen her ki§i ve şirketin bir stratejisi olmalı.

En Kolay Yol Değil
Ancak stratejik planlama, sanıldığı gibi ilerlemenin en kolay yolu olmayabilir. Hatta stratejik planlama yapmanın kendisi de pek kolay olmayabilir. Çok iyi hazırlanılarak, o kurum için en doğru planlamanın yapıldığından emin olunmalı. Özellikle aile gibi duygusal bağlarla birbirine ve geçmişlerine/geleneklere bağlı bireylerin yönettiği şirketler­de stratejik planlamaya direnç gösterecek mekanizmalar söz konusu olabiliyor.

Finansal imkanları, teknoloji geliştirme ya da yeni alan­lara yönelik yatırım yapma yetenekleri göz önüne alındığın­da aile şirketlerinin uzun vadeli planlar yerine, günlük fa­aliyetlerini organize etmeleri son derece doğal karşılayabi­lir. Hatta günümüzde birçok ülkede devletin doğru bir stra­tejik planlamasının olmamasından şikayet edilir. Aslında bu durum, en büyüğünden en küçüğüne kadar her türlü ekonomik faaliyet içinde olan yapılar için geçerli olabilir.

Planlamanın Önündeki Dört Engel
ABD’de yayınlanan Family Business dergisinin web si­tesinde de bu konu ele alınıyor. Sitede Mark Brenner’ın, ’Strategic Planing is Vital for Managing Business Risk’ adlı kitabında, stratejik planlama sürecini engelleyen 4 konu başlığına dikkat çekiliyor. Benner kitabında, aile şirketlerinin doğal yapıları gere­ği uzun vadeli planlama yerine gürı1ük ve kısa vadeli plan­lar üzerine odaklanarak faaliyetlerini sürdürürlerini vurgu­luyor. Bunu aile şirketlerinin fazlasıyla geleneksel yöntem­lerle yönetilmelerine bağlayan Benner, stratejik planlama­nın tanımı gereği aile şirketlerinin bu geleneksel yapısı için bir tehdit gibi görünebileceğine değiniyor.

Benner, kitabında şirketler için son derece hayati bir öneme sahip stratejik planlamayı engelleyen 4 rasyonel ol­mayan neden bulunduğunu anlatıyor. Benner’ e göre strate­jik planlamanın önündeki rasyonel olmayan engeller ise şöyle:

Kendine  Aşırı Güven: Aile şirketlerinde sıkça rastlanan bir bakış açısıdır bu; ’Eğer her zaman yaptığımızı bildiğimiz yöntemlerle yapmaya devam edersek, her zaman olduğu gibi başarılı olmaya da devam ederiz’. Bu perspektif geçmişte etkili olmuş, şirketi çeşitli fırtınalardan ya da maceralardan korumu§ olabilir. Ancak günümüzde, çok başarılı olduğunuz bir alanda, daha dün aynı işe başlamış birileri, geliştirdikleri yeni yöntemlerle çok daha iyisini yapabilir Bugün için bu durum çok ciddi bir tehdit oluştur­muyor olsa bile şirketler, böyle bir faktörün gelecekteki sonuçlarını hesaplamak zorundalar.

Atalet İçinde Olma Hali: "Beni mem­nun ve rahat olduğum bu noktadan kıpırdatma. Ben burada iyiyim, burada bu şekilde işimi iyi yapmaya devam edeceğim." Bu durum, aslında organizasyon yapısı ya da üretim sürecinde yapılacak bazı değişikliklerle ciddi bir gelir ya da verimlilik artışı sağlayabileceği halde, bu ko­nuda hiçbir şey yapmayan şirketlerin halini anlatıyor. Bu konuda dışarıdan gelen uyanlara rağmen, şirket yöneti­minde herhangi bir hareketlenme görülmemesi halini ya­zar, "atalet" kelimesi ile ifade ediyor.

Aşırı Kontrol: Aile şirketlerinde oldukça sık rastlanan bir durumdur. Çok büyük zorlukları aşarak bu şirketi kurmuş, sayısız zorluğa rağmen bugünlere getir­miş, işi zaman içinde büyütmüş ve zenginleştirmiş olan güçlü bir kurucunun varlığı, beraberinde aşırı kontrol mekanizmalarını da getiriyor. Birinin "Bu işi ben kurdum ve bugüne ben getirdim, dolayısıyla en iyinin ne olduğunu ben bilirim" demesi halinde, diğer aile bireylerinin ve profesyonellerin herhangi bir yeniliği ya da değişikliği ka­bul ettikleri, kesinlikle çok güçleşiyor. Böyle bir du­rumda kurucu, kaçan fırsatların da genellikle farkına va­ramayabiliyor.

Güçlerin Çatışması: Bu gibi durumlarda da şirket çalışanları, kurucunun, şirketi bugünlere getirinceye kadar edindiği savaş madalyalarını ve yara iz­lerini görürler. Genelde çalışanlar "Benim şirketi bir üst basamağa getirmek için kurucunun otoritesine meydan okumam doğru değil" diye düşünürler. Bunun önüne geçmenin yolu ise her fikre açık olunan ve hataları da ders alınması gereken tecrübeler olarak değerlendiren bir yönetim anlayışının benimsenmesinden geçiyor. 

Kaynak: Ekonomist Dergisinin “Family Business” ekinden alınmıştır. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir