Finans, Muhasebe, Vergi...
Diğer Gündem

Rusya’nın dönüş çabası

Kafkasya’daki eksen çatışmaları ışığında

http://www.prienetur.com/priene/images/stories/rusya.jpg

Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan stratejik ekseninine karşın bölgede Rusya-Ermenistan-İran ekseni oluşturulmaya çalışılıyor. Rusya’nın Gürcistan’la çatışmasının ardından Moskova Azerbaycan’ı mevcut ekseninden koparmak istiyor. Bu konuda başarılı olması Türkiye’nin ve Batı’nın çıkarlarına zarar verir.

 

Son zamanlarda Kafkasya’da geçekleşen olaylar bu bölgenin jeostratejik açıdan büyük güçler için önemini tekrar gündeme getirdi. Bu açıdan baktığımızda, bölgenin önde gelen devletlerinden olan Türkiye ve Rusya’nın Azerbaycanla ilgili siyasi çıkarlarını jeostratejik açıdan yeniden değerlendirmelerini gerekli kılmaktadır

Bilindiği üzere Azerbaycan, jeostratejik gücünü coğrafi konumundan almaktadır. Açık denizlere doğrudan çıkışı olmamasına rağmen Hazar denizi Azerbaycan için hem askeri, hem ticari, hem de doğal zenginlikler bakımından önemlidir. Diğer taraftan Azerbaycan’ın deniz kıyısında bulunması, denize kıyısı olan devletlerle de geniş yelpazede işbirliği yapmasına olanak tanımaktadır. Bunun da ötesinde Azerbaycan, Türk dünyasında bir köprü rolü oynamaktadır. Bu ve bunun gibi faktörler, büyük devletlerin bölgeyle ilgili çıkarlarında Azerbaycan’ın önemini artırmaktadır.

RUSYA’NIN BÖLGEYE BAKIŞI

Avrupa ve ABD’nin bölgede ve özellikle Azerbaycan’daki çıkarlarının çatıştığı en önemli ülke tabii ki, Rusya’dır. Batı’dan farklı olarak bu bölgede çok önceden bulunan Rusya’nın bölgeden kopma ihtimali Moskova’nın korkulu rüyasıdır. Kafkasya ve Hazar havzasını, yakın çevresi olarak gören Rusya, Batı’nın buradaki faaliyetlerinden rahatsız olmakta ve burada gerçekleşmekte olan değişim sürecini de önlemeye çalışmaktadır. Fakat emperyalist emellerinden el çekmemesine rağmen Rusya, SSCB parçalanmadan önceki konumunu büyük ölçüde kaybetmiş bulunuyor. SSCB zamanında olduğu kadar Baltık ve Karadeniz kıyılarında, Kafkasya ve Orta Asya bölgelerinde etki dairesine sahip değildir.

Diğer taraftan, emperyalist siyasi düşünce tarzının, yeni Rusya siyasetinde de mevcudiyetini koruyor olması Rusya’yı bu bölgelerde kaybettiği konumunu geri kazanmaya itmektedir. Rusya eski Dışişleri Bakanı Andrey Kozıryev’in savunduğu tez de bu açıdan ilgi çekmektedir. Kozıryev’e göre “Rusya emperyalist siyasi iradeyle beraber siyasi avanturizme (maceracı ruha) de sahiptir(1)”. Dolayısıyla günümüz Rus siyasi arenasında mevcut bazı güçler hala bağımsız komşu devletlere uydu devletler gözüyle bakmaktadırlar.

Rusya, eski Sovyetler Birliği ülkelerini etki alanı içinde tutmak için her türlü aracı kullanmaktadır. Somut olarak, Rusya’nın Azerbaycan siyasetinde “Ermeni faktörü” önemli yer tutmaktadır. Rusya Ermenistan’ın coğrafı konumundan faydalanmakla Güney Kafkasya’daki konumunu güçlendirmekte ve korumaktadır. Rusya, Azerbaycan’ı etki alanı içinde tutmak için Ermenistanı silahlandırmaktadır. Rusya’nın eski Ermenistan büyükelçisi V. Stupin “19. Yüzyıl Rusya-Ermenistan Stratejik İşbirliği” adlı yazısında şu görüşleri savunmaktadır: “Ermenistan Dağlık Karabağ’la beraber Kafkaslar’da bizim tek, gerçek müttefiğimiz ve stratejik ortağımızdır(2)”. Burdan da anlaşılacağı üzre, Ermenistan Rusya’nın Kafkasya siyasetinde vazgeçilmesi zor bir aktördür. En basit ifadeyle, Ermenistan Rusya’nın bölgede komşu ülkelere karşı kullandığı bir piyon olmuştur.

Başta da dile getrildiği üzere jeostratejik konumu gereği Azerbaycan, Rusya için Güney’e açılan bir çıkış kapısı durumundadır. Diğer taraftan ise, Azerbaycan’ın tamamen Rusya’nın etki alanına girmesi Türkiye ve Batı’nın sadece Kafkasya’ya değil Orta Asya’ya da çıkışını engelleyecektir. Rusya’nın bu bölgede Batıya karşı çıkarlarının örtüştüğü ülke İran’dır. Her iki ülke NATO’nun doğuya yönelik genişlemesini, ABD ve AB’nin bölgede etki alanlarının artmasını kendileri açısından tehdit olarak algılamaktadırlar. Bu konulardaki çıkar örtüşmesinden dolayı Rusya-İran arasında bütün alanlarda özellikle de askeri alanda çok sıkı bir işbirliği bulunmaktadır. Batı ve ABD’nin itirazına rağmen, Rusya İran’la nükler işbirliğini genişletmekte ve nükleer çalışmalarından dolayı İran’a karşı sert yaptırımları önlemektedir.

SSCB zamanındaki süper devlet statüsünü kaybetmesine rağmen Rusya hala Avrasya’da esas güç olarak tanınmaktadır. Bu statüye sahip olmasının asıl nedenleri şöyle sıralanabilir:

1. Rusya’nın BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden birisi olması,

2. Rusya’nın askeri teknolojik anlamda gücünü devam ettirmesi,

3. Zengin fosil kaynaklara sahip olması,

4. Avrasya kıtasının en büyük yüzölçümüne sahip devlet olması,

5. SSCB’nin dağılmasından sonra bölgesel bir devlet olmasına rağmen küresel anlamda etkinliğini koruması.

Azerbaycan da kuzey komşusu olan Rusya ile ilişkilerine hassasiyyet göstermekte ve daha çok ekonomik ve kültürel alanda ilişkilerin genişlemesine önem vermektedir. Azerbaycan, Rusya ile ilişkilerinde her iki ülkenin milli çıkarlarının gözetilmesi ve ilişkilerin işbirliği temelinde yürütülmesini savunmaktadır.

TÜRKİYE-AZERBAYCAN İLİŞKİLERİ

Türkiye sadece bölgede değil dünyada da Azerbaycan’ın en yakın stratejik ortağıdır. Bu iki kardeş ülkeyi hem çıkar ortaklığı, hem de tarihi soydaşlık, dil ve kültürel birlik birleştirmektedir. Türkiye Azerbaycan’ın bağımsızlığını güçlendirmesi için onun uluslararası arenada ilişkilerinin geliştirmesine her zaman destek olmaktadır. Ermenistan işgaline karşı Azerbaycan’a somut anlamda destek veren ilk ve tek ülke Türkiye, Ermenistan’la sınır kapılarını kapatarak siyasi, ekonomik, politik ilişkiler kurmamaktadır. Burada Ermenistan’ın sadece Azerbaycan karşıtı değil, aynı zamanda Türkiye karşıtlığı da büyük rol oynamaktadır.

Azerbaycan Türkiye’nin dış politika stratejisinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Bu stratejide ilk olarak Ankara’nın Kafkasya ve Orta Asya siyasetinde Bakü en güvenilir müttefikdir. Türkiye, Azerbaycan vasıtasıyla Kafkasya ve Orta Asya ile ilişki kurmaktadır. Azerbaycan, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile Türkiye arasında köprü rolünü gerçekleştirmektedir. Gerçekten de Azerbaycan’ın Türk dünyasındaki jeostratejik konumu Türkiye için hem önemli hem de vazgeçilmezdir.

Aynı zamanda, Azerbaycan Türkiyenin enerji güvenliğinin sağlanmasında önemli yer tutmaktadır. BTC’nin gerçekleşmesi Türkiye’nin enerji koridoru olarak önemini artırmanın da ötesinde petrola olan talebini de büyük oranda karşılamaktadır. Petrol iki kardeş ülke ilişkilerinin gelişmesinde önemli yere sahiptir. Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya’da etkisini sürdürmek için Azerbaycan’ı gerçek anlamda müttefiki gibi görmektedir. Bu nedenle Azerbaycanla nerdeyse bütün alanlarda çok sıkı işbirliği yapmaktadır. Fakat Türkiye’nin bölgesel çıkarları Rusya ve İran’ın çıkarlarıyla çatışmaktadır. Bu durum karşısında Türkiye bölgede Batı’nın stratejik müttefiki gibi siyaset yürütmekte ve NATO’nun doğuya doğru genişlenmesine sıcak bakmaktadır.

Türkiye, Azerbaycan’a, Rusya ve İran arasında ‘tampon bölge’ olarak bakmaktadır. Türkiye’nin gücü Azerbaycan için de çok büyük avantaj sağlamaktadır. Azerbaycan bu gücü hem kendi güvenliği hem de Batıya entegrasyon için kullanmaktadır. Türkiye’nin Azerbaycan için jeopolitik önemi şöyle sıralanabilir:

Avrupa ve Asya kavşağında bulunması,

NATO üyesi olması,

Liberal ekonomik ve siyasi sisteme sahip olması,

Denizlerle çevrili olması,

Batı ve Doğu medeniyetlerini bünyesinde bulundurması,

Güçlü bir orduya sahip olması,

Gürcistan’ın da Türkiye açısından bir diğer önemli stratejik merkez olması Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan üçlüsünün stratejik müttefik haline gelmesini kaçınılmaz yapmaktadır. Son 17 yılda bu tür bir ittifakın ortaya çıkması Kafkasya’da hem Rusya hem de İran etkisinin pasifize edilmesine katkı sağladı. Dolaysıyla, Azerbaycan ve Türkiye müttefikliğinde esas faktörler gibi görünen aynı etnik köken, dil ve medeniyetle beraber, bölgesel çıkarların da bulunmasıdır. Bu açıdan bakıldığında Azerbaycan ve Türkiye’nin stratejik müttefikliğinin derinleşmesi, bir bütün olarak Türk dünyasının, Türk kültürünün ve nihai olarak bölgede barış ve istikrarın yerleşmesini sağlayacaktır.

Dipnotlar:

1- Kozırev A. Strategiya i partniyerstva//Mejdunarodnaya Jizn.№ 5, 1994, s.12

2- Nezavisimaya Gazeta. 23 iyun 1999

Metin MEMMEDLİ

Azerbaycan Milli İlimler Akademisi

Araştırma Görevlisi

 

Kaynak: Cumhuriyet

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir