Finans, Muhasebe, Vergi...
Vergi Hukuku

Fatura Düzenlenirken Sorumluluklar

Fatura Düzenlenirken Sorumluluklar Nelerdir?
Rüknettin KUMKALE
Yeminli Mali Müşavir 

Faturanın düzenlenmesinde yasalar tarafından gösterilen usul ve esaslara uyulmaması vergi suçunu doğurmaktadır. Bu nedenle faturanın düzenlenmesinde bir sorumlunun bulunması doğaldır. Sorumluluk çeşitli yasalarla, mükelleflere verilmiştir. Bu hükümler, Vergi Usul Yasası’nda, Türk Ticaret Yasası’nda bulunmaktadır. Bundan ayrı olarak kooperatifler ile ilgili sorumluluk 1163 sayılı Kooperatifler Yasası ile, dernekler ve vakıflar ile ilgili sorumluluklar ise gene kendi yasalarında konu edilmiştir.

Faturanın düzenlenmesinde ki sorumluluk olgusunu, genel olarak, Vergi Usul Yasası’nda hüküm altına alınmış olan sorumluluktan aynı düşünmenin olanağı yoktur. Vergi Usul Yasası’ndaki sorumluluk ile ilgili hükümleri şu şekilde gösterebiliriz.

Mükellef ve Vergi Sorumlusu
Madde 8- Mükellef, Vergi Kanunları’na göre kendisine vergi borcu terettübeden (terettüp etmek: ödev olarak üzerine düşmek) gerçek veya tüzel kişidir. Vergi sorumlusu, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir.

Vergi Kanunları’yle kabul edilen haller müstesna olmak üzere, mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna mütaallik özel mukaveler vergi dairelerini bağlamaz. Bu kanunun mütaakıp maddelerinde geçen “mükellef” tabiri vergi sorumlularına da şamildir. (Ek: 24.06.1994 – 4008/1 md., Değişik: 25.05.1995 – 4108/1 md.)

Türkiye Cumhuriyeti tabiyetinde bulunan her gerçek kişi ile tüzel kişilere bir vergi numarası verilir. Bu hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları tespit etmeye ve vergi numarasının kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce yapılacak işlemlerle ilgili kayıtlarda ve düzenlenecek belgelerde kullanılması mecburiyetini getirmeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

Vergi Ehliyeti:
Madde 9- Mükellefiyet ve vergi sorumluluğu için kanuni ehliyet şart değildir.Vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasak edilmiş bulunması mükellefiyeti ve vergi sorumluluğunu kaldırmaz.

Madde 10- Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların. Vakıflar ve cemaatlar gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir. (Değişik: 03.12.1988 – 3505/2 md.) Yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığında tamamen veya kısmen alınmayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır. Bu hüküm Türkiye’de bulunmayan mükelleflerin Türkiye’deki temsilcileri hakkında da uygulanır.Temsilciler veya teşekkülü idare edenler bu suretle ödedikleri vergiler için, asıl mükelleflere rücu edebilirler.Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını da kaldırmaz.

Cezalar:
Madde 331- (Değişik: 30.12.2365/58 md.) Vergi Kanunları hükümlerine aykırı hareket edenler, bu kitapta yazılı vergi cezaları (vergi zıyaı (…) ve usulsüzlük cezaları) ve diğer cezalar ile cezalandırılır.
 
Küçüklerin ve Kısıtlıların Ceza Muhatabı Olmadığı Haller:
Madde 332-
Velayet ve vesayet altında bulunanlar veya işlerinin idaresi bir kayyıma tevdi edilmiş olanlar, kendilerine izafeten veli vasi veya kayyımın vergi kanunlarına aykırı hareketlerinde dolayı cezaya muhatap tutulmazlar. Bu hallerde cezanın muhatabı, veli, vasi veya kayyımdır.

Tüzel Kişilerin Sorumluluğu:
Madde 333- Tüzel kişilerin idare ve tasfiyesinde Vergi Kanunu’na aykırı hareketlerden tevellüt vergi cezaları tüzel kişiler adına kesilir. Tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin vergi sorumluluğu hakkındaki bu kanununun 10. maddesi hükmü vergi cezaları hakkında da uygulanır. (Ek: 30.12.1980 – 2365/59 md.; Değişik : 22.07.1998 – 4369/81 md.) Bu Kanunun 359. maddesinde yazılı fiillerin işlenmesi halinde bu fiiller için 359 ve 360. maddelerde öngörülen cezalar bu fiilleri işleyenler hakkında hükmolunur.

1. Gerçek Kişilerde Sorumluluk
Gerçek kişilerde sorumluluk, 213 sayılı Vergi Usul Yasası’nın 8/1 maddesindeki “Mükellef, Vergi Kanunları’na göre kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzel kişidir” hükmüne göre, gerçek kişinin kendisidir. Diğer bir anlatımla gerçek bir kişi işlerini vekaletname ile yetkili kıldığı başka kişiler aracılığıyla yürütüyor olsa bile, vergi idaresi açısından sorumluluktan kurtulmasına olanak yoktur. Ancak ceza hukukundaki “cezaların şahsiliği” ilkesinden dolayı, gerçek bir kişinin işlerini vekaletname ile yürüten kişi tarafından bir vergi suçu işlenmesi halinde, bu durumda oluşacak cezanın muhattabı mükellef değildir, suçu işleyen kişidir. Bir şahsın işlerini vekaletname ile yetkili kıldığı bir başka kişiler aracılığıyla yürütmesinde dikkati çeken noktalar bulunmaktadır.

• Her şeyden önce şunu belirtmemiz gerekmektedir ki, şahsen cezai sorumluluktan kurtulabilmesi için işlerinin yürütülmesinin başka kişilere devredildiğinin yasalar önünde açık olarak ispatlanabilmesi gerekmektedir. Diğer bir anlatımla kişinin, vekaletname vermeksizin işlerini yürüten kişiye cezai sorumluluk yüklemekte zorluk vardır. Yani, mükellefin “bu faturayı ben tanzim etmedim, yanımda çalışan x kişi tarafından düzenlenmiştir” ifadesi, sözü edilen kişiye vekaletname verilmemiş ise ortada kalacaktır.

• Mükellef tarafından verilen vekaletnamenin süresi bittiği tarihten itibaren, sorumlulukta vekalet verene geri gelecektir. (Burada sözü edilen cezai sorumluluktur. Çünkü vergisel sorumluluk mükelleften ayrılamamaktadır) Bu sebeple sorumluluk belli edilirken verilen vekaletnamenin süresi önemlidir.

2. Adi Ortaklıklarda Sorumluluk 
Vergi Usul Yasası’nın 10. maddesinde bulunan, “… tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri iade edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir” hükmüne göre adi ortaklıkları idare edenler bunlara düşen ödevleri de yerine getirirler. Adi ortaklıklar, ortaklığı oluşturan ortaklar tarafından idare edilebileceği gibi idare ortaklar tarafından vekaletname ile belirlenen bir kişiye de bırakılabilir.

3. Tüzel Kişilerde Sorumluluk
Vergi Usul Yasası’nın “kanuni temsilcilerin ödevi” başlıklı 10. maddesinin 1 fıkrasında bulunan “tüzel kişiler (…) mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler, kanuni temsilcileri (…) tarafından yerine getirilir” hükmüne göre; ve “tüzel kişilerin sorumluluğu” başlıklı 333. maddede bulunan “Tüzel kişilerin idare ve tasfiyesinde vergi kanununa aykırı hareketlerden tevellüt (tevellüt: doğan) edecek vergi cezaları tüzel kişiler adına kesilir. Tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin vergi sorumluluğu hakkında bu kanunun 10. maddesi hükmü vergi cezaları hakkındada uygulanır. Bu kanunun 359. maddesinde yazılı fiillerden işlenmesi halinde bu fiiller için 359 ve 360. maddelerde ön görülen cezalar bu fiilleri işleyenler hakkında hükmolunur.”
Hükümlerine göre, sorumluluk, tüzel kişileri yasal olarak temsil eden kişilere aittir.

3.1. Anonim Şirketlerde Sorumluluk
Türk Ticaret Yasası’nın, anonim şirketlerde sorumluluğu hüküm altına alan 317, 319 ve 321. maddeleri konuya açıklık getirmek açısından aşağıya alınmıştır. Bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere, Anonim şirketler yönetim kurulu tarafından temsil ve idare olunmaktadır, diğer bir hükme göre ise (Md: 319) anasözleşme ile idare ve temsil görevinin yönetin kurulu üyeleri arasında paylaştırılıp paylaştırılmayacağı ve paylaştırılacaksa bunun ne şekilde yapılacağı tespit olunur.

Anasözleşme ile şirketin temsil yetkisi ile idare işlerinin hepsinin veya bir kısmının yönetim kurulu üyesi olan murahhaslara veya pay sahibi olmaları zorunlu bulunmayan müdürlere bırakılabilmesi için genel kurula veya yönetim kuruluna yetki verilebilir.

Ancak anasözleşmesinde şirketin temsil yetkisi ile ilgili yukarıda sözü edilen açıklamalar yoksa yani şirketin temsil yetkisi yönetim kurulu dışında ki kimseye verilmemiş ise Türk Ticaret Yasası’nın 317. maddesi hükümlerine göre şirket, yönetim kurulu tarafında idare ve temsil olunacaktır.

Madde 317-
Anonim şirket idare meclisi tarafından idare ve temsil olunur.

Madde 319-
Esas mukavelede idare ve temsil işlerinin idare meclisi azaları arasında taksim edilip edilemeyeceği ve taksim edilecekse bunun nasıl yapılacağı tespit olunur. İdare meclisinin en az bir azasına şirketi temsil selahiyeti verilir.

Esas mukavele ile temsil selahiyetinin ve idare işlerinin hepsini veya bazılarını idare meclisi azası, olan murahhaslara veya pay sahibi olmaları zaruri bulunmayan müdürlere bırakabilmek için umumi heyete veya idare meclisine selahiyet verilebilir. Bu gibi kayıtlar bulunmadığı taktirde 317.madde hükmü tatbik olunur.

Madde 321- Temsile selahiyetli olanlar şirket maksat ve mevzuuna dahil olan her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket unvanını kullanmak hakkını haizdirler.

Temsil selahiyetinin tahdidi, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı hüküm ifade etmez. Ancak temsil selahiyetinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine hasrolunduğuna veya müştereken kullanılmasına dair tescil ve ilan edilen tahditler muteberdir.

Anonim şirket adına tanzim edilecek evrakın muteber olması için, aksine esas mukavelede hüküm olmadıkça temsile selahiyetli olanlardan ikisinin imzası kafidir.Temsile selahiyetli olanlar tarafından yapılan muamelenin esas mukaveleye veya umumi heyet kararına aykırı olması, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahısların o muameleden dolayı şirkete müracaatına mani olamaz. Temsile veya idareye selahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden anonim şirket mesul olur. Şirketin rücu hakkı mahfuzdur.

3.2. Limited Şirketlerde Sorumluluk
Limited şirketlerde sorumluluk aksi kararlaştırılmadıkça, ortakların tamamına müdür sıfatı ile verilmektedir. Bu hüküm Türk Ticaret Yasası’nın 540. maddesine göre verilmiştir. Şirket anasözleşmesi veya genel kurul kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan bir veya bir kaçına bırakılabilir. Ayrıca anasözleşme veya ortaklar kurulu kararı ile şirketin idare ve temsili ortak olmayan kimselere de bırakılabilir. Türk Ticaret Yasasının bu konu ile ilgili maddeleri şu şekildedir.

Madde 540-
Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar. Şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan bir veya birkaçına bırakılabilir.

Kuruluştan sonra şirkete giren ortaklar, bu hususta umumi heyetin ayrı bir kararı olmadıkça, idare ve temsile mezun ve mecbur değildirler. Limitet şirketin temsilcileri arasında bir hükmi şahıs bulunduğu takdirde, ancak o hükmi şahıs adına limitet şirketin temsil ve idaresini üzerine almış bulunan hakiki şahıs limitet şirketin temsilcisi olarak tescil ve ilan edilir.

Madde 541-
Şirketin mukavelesi veya umumi heyet kararıyla şirketin idare ve temsili, ortak olmayan kimselere de bırakılabilir. Bu gibi kimselerin selahiyet ve mesuliyetleri hakkında ortak olan müdürlere ait hükümler tatbik olunur.

Madde 542
– Müdürlerin haiz oldukları temsil selahiyetinin şümul ve tahdidi hakkında, anonim şirketin idare meclisine dair olan 321.madde hükmü tatbik olunur. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Yasa’nın 1998 yılında çıkartılan 4369 sayılı Yasa’nın 21.maddesi ile değiştirilen 35.maddesinin yeni hükümlerine göre “Limited şirket ortakları şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu yasa hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar” Bu yasa hükmüne göre, Limited Şirkette bütün pay sahipleri şirketin amme borcundan dolayı doğrudan doğruya, yani bütün varlıklarıyla sorumlu olmaktadırlar.

Şirketin amme borcunun dışında kalan borçlarından dolayı şirket ortaklarının ne şekilde sorumlu olacakları hakkında 6183 sayılı yasaya getirilen bu yeni hükümde bir açıklık bulunmamaktadır.

Örneğin, 5.000,- YTL. sermayeli bir limited şirketinin 25.000,- YTL. amme borcu olduğunu düşünelim. Bu limited şirketin iki ortağının pay oranları da %99 ve %1’dir. %1 paya sahip olan ortak, şirkete 50,- YTL. vererek ortak olmuştur. Ancak 6183 sayılı Amme Alacaklılarının Tahsil Usulü Hakkında Yasanın yukarıda sözü edilen hükümlerine göre şirketin 25.000,-  YTL. olan borcundan dolayı %1 payı oranında sorumlu olacaktır. Buna göre, şirkete 50,- YTL. vererek ortak olan %1 paya sahip kişi, 250,- YTL amme borcundan sorumlu olmaktadır.

3.3. Kollektif Şirketlerde Sorumluluk
Türk Ticaret Yasası’nın kollektif şirketlerde sorumluluk konularını işlediği 160, 175 ve 176. maddeleri şu şekildedir.

Madde 160-
Ortaklardan her biri ayrı ayrı şirketi idare hak ve vazifesini haizdir. Şu kadar ki; şirket mukavelesiyle veya ortakların ekseriyeti ile idare işleri, ortaklardan birine veya birkaçına yahut hepsine verilebilir. Ticari mümessiller ve diğer ticari vekiller hakkındaki hükümler mahfuzdur.

Madde 175-
Şirketi ortaklara ve üçüncü şahıslara karşı temsil selahiyet ve vazifesi, tescil ve ilan edilen mukavelede aksine hüküm olmadıkça, 160.madde gereğince şirket işlerini idare hak ve vazifesini haiz olanlara aittir.

Madde 176-
Şirketi temsile selahiyetli olan kimse, şirketin gayesine dahil olan her nev’i iş ve hukuki muameleleri şirket namına yapmak ve şirketin unvanını kullanmak selahiyetini haizdir. Bu selahiyeti tahdit eden her şart, hüsnüniyetle hareket eden üçüncü şahıslara karşı hükümsüzdür. Ancak şirket mukavelesinin tescil ve ilan edilmiş olan kısmına göre şirketin ilzam edilebilmesi için müteaddit ortakların imzası şart kılınmışsa, bu şart, üçüncü şahıslara karşı da muteberdir.

3.4. Komandit Şirketlerde Sorumluluk
Türk Ticaret Yasası’nın komandit şirketlerde sorumluluk konularını işlediği 256 –257 maddeleri şu şekildedir.

Madde 256- Şirket ve ortakların üçüncü şahıslarla olan münasebetlerinde, bu kısımdaki hususi kaideler mahfuz kalmak şartıyla kollektif şirkete dair 174-184. maddelerinde hükümleri tatbik olunur.

Madde 257- Komandit şirketlerin idare ve temsili komandite ortaklara aittir. İdare hakkının ve temsil selahiyetinin hududu kollektif şirketler hakkındaki hükümlerle muayyendir. Komanditer ortaklar, şirketi temsil ve idare selahiyetini haiz değildirler. Şu kadar ki, şirket mukavelesinde aksine hüküm olmamak şartıyla komanditer ortak, yalnız ticari mümessil, ticari vekil veya ticari memur olarak tayin edilebilir.

Yazar: Rüknettin KUMKALE

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir