Finans, Muhasebe, Vergi...
Diğer Gündem

Enflasyon Hedeflemesi Gerçekçi Olmayınca…

GÖZ UCUYLA

TÜRKEL MİNİBAŞ

 

**Ekonomik büyümenin GSMH'ye oranındaki artış 2004'te yüzde 9.4 iken 2005'te 8.4'e, 2006'da 6.9'a derken.. 2007'de yüzde 4.5'e kadar gerilemiş!.

* Yıllık enflasyonun artış hızı derseniz: 2004'teki yüzde 9.3'ken 2007'de siyasi baskılarla ancak yüzde 8.5 olmuş! Hem de enerji fiyatları gibi büyük zamların 2008'e ertelenmiş olmasına rağmen!

* Ödemeler dengesinin GSMH'ye oranı ise hâlâ eksilerde!

* Cari dengenin GSMH'ye oranı da aynı. 2004'te -4 iken, 2007'ye kadar düzelme göstermediği gibi daha da kötüleşmiş. -5.8'i bulmuş!

Bu veriler Moody's'in 3 Nisan'da yayımladığı Türkiye Araştırma Raporu'ndan.

Rapor; Stand&Poors'un (S&P) kredi notunu niye eksiye çevirdiğini tam açıklamıyor ama.. AKP'nin ekonomi yönetiminin sanılanın tersine hiç de başarılı olmadığını göstermekte.

Yani? Enflasyondaki artışı, cari açığı, kamu borcunun GSMH'ye oranı azalırken özel kesim borçlarındaki vahim artışı, artık iç siyasi gelişmelere ya da küresel ısınmaya bağlayan yorumların inanılır olmadığını açıkça ortaya koymakta.

Ne var ki, gelin de bunu AKP'ye anlatın. Sanırsınız AKP kapatılmış da S&P de bundan çok etkilenip kredi notunu birden eksiye çekivermiş.

Doğrusu, S&P'nin kredi notunu düşürmesinin AKP'nin kapatılma iddianamesiyle aynı tarihe düşmesi düşündürücü! Son dört yıldır temel ekonomik verilerin bozulduğunu gösteren Moody's'in raporu da zaten bunu açıkça ortaya koymakta!

Kaldı ki, enflasyonun yeniden yükselişe geçmesinde Merkez Bankası'nın enflasyon hedeflemesindeki başarısızlığın da payı büyük. Hatırlarsanız, uygulamanın ilk yılı olan 2006'da yüzde 5'lik hedef tutturulamayınca enflasyon siyasi baskıyla yüzde 9.65'e zorla tutunabilmişti.

Yarım ya da bir puanlık bir fark olsaydı hedefteki ıskalama Merkez Bankası'nın acemiliğine verilebilirdi ama… Merkez Bankası çocukluk dönemini yaşamadığına göre böyle bir hoşgörü mümkün değil. Zaten, 2006'da hedef belirlemekte yeterince gerçekçi olamaması, IMF'ye bağımlı hareket etmesi ve.. global gelişmeleri, özellikle enerji ve tarım fiyatlarındaki artışları önemsememesinin de etkili olduğunu unutmamak lazım.

Kısacası, Merkez Bankası'nın 2007 için öngörülen yüzde 4'lük enflasyon hedefini tutturamayacağı daha 2007'ye girmeden belliydi!..

Hal böyle olunca gelin de 2007'nin yüzde 8.39'luk fiyat artışlarıyla yılı kapatmasına şaşırın ve… Parti kapatma gibi siyaset endeksli yorumlarla halkı ikna etmeye çalışın… Ne mümkün!

İşlenmiş gıda, enerji ve ulaşım hizmetlerindeki fiyat artışları şimdiden 2008'in çift haneli enflasyon yılı olacağının göstergesi. Kaldı ki, ilk çeyrekte yüzde 3.09'u bulan tüketici fiyatlarıyla 2008 sonu için belirlenen yüzde 4 hedefinin tutturulması, yıl sonuna kadar fiyatların sadece ve sadece 1 puan artmasıyla mümkün!

Her ne kadar Merkez Bankası iç talepteki daralmanın yaz mevsimiyle devam edeceğini… Bunun da fiyatları gerileteceğini düşünüyorsa da piyasalar bu tür iyimserliğe izin vermeyecek kadar hassas. Bunu anlamak için birbiri ardına kapanan işyerlerine ve işsizlik oranındaki artışa bakmak bile yeterli.

Büyüme geriler, enflasyon yükselirken bizim ülke insanı ise hâlâ "Kriz çıkar mı" tartışmasında. Siyasetçisi ve medyasıyla ekonomik durgunluğu tanımlamak için 1920'lerdekine benzer sinyaller beklemekte!.

Oysa… ABD'nin Merkez Bankası (Fed) Başkanı Ben Bernanke geçen hafta, "Resesyon mümkündür. Hafif büyüme var" diyerek Kongre'yi uyarırken.. Türkiye gibi azgelişmişler için riskin arttığının haberini de veriyordu!..

Keza, Henry Paulson da ABD ekonomisinin hızla gerilediği, zorlu bir dönemin başladığını söylemekte! Paulson da herhangi biri değil. ABD'nin Hazine Bakanı.

Uyarıyı -itiraf da diyebiliriz- iki şekilde algılamak mümkün: ABD'de bir önceki dönemde olduğu gibi düşük faiz oranlarıyla kredi hacmini genişleten uygulamaların sonuna gelindiği ve.. kısa vadeli sermaye girişleri için yeni seçeneklerin ülkesi olunacağı!

Başka deyişle, Türkiye ve benzerleri; 2008'de sıcak paranın adres değiştireceği olasılığının arttırılacağı, ihracata yönelik politikalara ağırlık verilerek azgelişmişlerden yapılan ithalatın azaltılacağı yeni bir gündemle karşı karşıya kalacak gibi gözükmekte!.

Kısacası… Globalizmin Batısı resesyon (durgunluk) çanları çalarken "ABD henüz resesyona girmedi, krize daha çok var" diye söylenenlerin düş kırıklıkları yaşayacağı bir yıldayız!.. Hazırlıklı olmakta yarar var.

Kaynak: Cumhuriyet 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir